Tag Archives: kadın

Sa Çek Tir Dim

Saç ektirdim evet!

Olayin basini bilmeyenlere ve bir kez daha hatırlamak isteyenlere buralarda bir yerde bir link olacak. Tık yapınız ve okuyunuz. Devami da var o yazinin. Neler geldi neler geçti felekten, un elerken deve gecti elekten.

Efenim saç ekimi, kellik, greft, fue, püsür gibi terimler daha google’a “sa” yazarken firtliyor. Hastaneler, hospitaller, med sentırlar, estetik kostetik merkezleri ve bil umum saç ekim merkezleri bolca reklam, video ve fotoğrafla ekrana dolmakta. Pilav tarifi gibi bisey; pirinc ve su tamamsa herkesin yöntemi farklı anlaşılan.

Ben kendi tuttuğum yerden tarif edeceğim fili. 

Yastık kaldırım taşı. Önce başım, sonra boynum ağrıdı . Doktorun cektiginin yanında esamesi okunmaz gerçi.  

Kulaklıkla kitap dinledim çizgi film dinledim. 

Iki saatte toplama yapıldı. Üç saatte de ekim bitti. 2400 greftten bahsedildi. Kafa daha buyuk bir sey oosa topla 5 kisi dal, nnn

Lokal anestezi kisa sure yakiyor. 10-13 igne yedim. Sonra hic bir duygu yok. Celik tencere gibi kafa.

Alinan bolgeye tampon yapistirdilar. Dikilen yeri kirmizi bir antiseptikle temizleyip saldilar. Sunnet sapkasi gibi bir sey olmali. Herkes kafama bakti. 》:-(

Kafaya degmeden giyilip cikarilabilir birsey giydim. Esofman ve crocksla intikal ettim cunku ayakkabi giy çıkar ugrasilmaz. Cantama bir corap attim sadece. Usurum diye. Usudum. Giyemedim  :/

Gece rahat uyudum. Sırtüstü dediler ama donmusum. 

Sabah sargiyi soktum. Merak… guzel. Her 3 telden biri tasinmis.

Butun gun oturdum. Kafadaki butun sivi alnima indi. Klingon oldum. Şiştim malesef.

Hicbir aci, sizi, raharsizlik yok. Antibiyotik ve kortizonlu tablet verildi. 

Yarin meshur “ilk yikama” gunu. 

Reklamlar

5 Yorum

Filed under araştırdım, saç ekimi, saglik

Elveda derken

Baharın ilk günleriydi sanırım.

Hani hep derler ya, “son defa görüyorsunuzdur belki, iyi geçinin iyi davranın hoş ayrılın”. İnsan bilemiyor son defa gördüğünü, nerden bileceksin.. Otuz yılı aşkın , fırtınalı zaman zaman çok sancılı bir ilişki.Son defa görüyormuşum. Hala inanamıyorum.

Her gelişi olay, bazen haber verir bazen zart diye gelir hazırlıksız yakalar, utandırır rezil eder seni ama hiç aldırmaz. Her zaman kafanın bir köşesini işgal eder. Gelirse? Gelmez ya niye gelsin daha var. Gelir gelir, başım kalabalık ya, işim gücüm var ya, bir yerlere gitmem, tatil yapmam lazım ya illa gelir musallat olur. Bir şey de diyemiyorsun ki.. Mecbur. Geliiir. Gözünün içine bakarsın. “Ulan iki gün müsaade et ne var?” dersin.

Gelmese kaygı. Nerde kaldı? Yine ne oldu ki? O kadar hazırlık boşa gidecek..Hay aksi kimseye de dökemezsin derdini. İçin içini yer. Ararsın, cevap yok. Nerdesinn? Ya bir kaza olduysa? Ya daha fenası kötü bir hastalı… Allah muhafaza, aklının ucundan geçirme.. Yok yok, bir yere takılmıştır.. Gelir. Gelsin noolur. Allahım gelsin noolur gelsin.

Son görüşmemiz olduğunu bilsem bir selfi mi çekerdim? Yok ya elalem ne der koskoca kadınsın. Yaşına başına bakmadan… Komiklik etme.

Bir veda bekliyor insan yine de. Ne bileyim.. Stockholm Sendromu işte, işkencecine bağlanıyorsun, aşık oluyorsun. Böyle birden kestirip atınca.. Ne bileyim..

Ayrılmayı ben istemedim. Yani biliyordum bu ilişki bir gün bitecek. Ama konduramadım, gencim daha diyordum. Alıştıra alıştıra bitiririz diyordum. 44 yaş o kadar da ileri değil ki.

İlk başta biraz kalbim kırıldı. Ağlamadım ama biraz bozuk attım. Eski günleri düşündüm. İlk görüşmemizde nasıl da heyecanlanmıştım. Şaşırıyor insan. Bir heves biraz endişe.. Anneme çıtlattım tabii, anında tokadı yedim. Aklım başıma geldi.  Kimseye söylemeden yaşanan kısacık buluşmalar. Giderek daha ustalaştığım hazırlıklar, sırf ona özel alışveriş yapar farklı giyinirdim. Bilmiyorum salim kafayla düşünüp şu anki duygularımı da yazmam lazım ama yazamıyorum.

O günden beri çok bunalıyorum. Tamam Ağustos’tayız ama böyle de sıcak olmaz ki.. Fırın kapağı açmışsın gibi radyant, kuru sıcak bir ısı patlıyor yüzüme, kıpkırmızı hissediyorum. Olacak iş değil.. Son elli yılın en berbat sıcak hava dalgası İstanbulda. Klimayı icat edenin toprağı bol olsun.

En son canıma tak etti. Belirsizlik en kötü şeymiş. Öğrenip kurtulayım dedim. Neyse ne, en kötü karar kararsızlıktan iyidir.  Gittim bir doktora. Kan tahlili, sonuç FSH 40.

Menopoza girdiiim. Hayat bana güzel arkadaş, ho hoyt!

Sonbaharda parti vereceğim! İlk adette “aklı başına gelsin” diye atılan minik tokat olsun da son adette herhangi bir anane olmasın; mümkün değil. Bundan böyle olacak arkadaş. Meno-party hazırlıkları başlasın o zaman.

 

 

5 Yorum

Filed under ben yazdım, saglik

Ben “bayan” degilim!

Son yıllarda türeyen pis bir terim bu “BAYAN” sıfatı. Herkes herkese “bayaan” diye hitap etmekte bir mahzur gormuyor. Bayan sıfatı gayrimuslumler icin kullanilir. Musluman kadinlara bayan diye hitap edilmez.
Bana seslenmek icin “bayan bakar misiniz?” diyenlere, ya da yanimda beni gostererek “bayanin aldigi peynirden..” diyenlere kotu kotu bakıyorum.
Bana Bayan demeyin. Kimseye de demeyin.
Eger adını bilmiyorsaniz “hanim” ya da “hanimefendi” diye hitap edin.
Hele baymak’tan bayan turetimi ile ilgili espiriye hic girmeyelim.
Ben baymıyorum, bayan değilim.

1 Yorum

Filed under insan olmak, saçmasapanlıklar