Tag Archives: cocuk

Yaptığın banaysa, öğrendiğin kendine.

Allah cümleninkini bağışlasın, iki çocuğum var. Biri kiz biri erkek. Sanırım yuruyebildiklerinden beri işe koşuyorum. 

Sofra kurma, kaldirma, kahve yapma, makineleri bosaltma, camasir asma, katlanmis camasiri yerlestirme, havlu katlama, corap çiftleme, evi supurme, yatak yapma, toz alma cocuklarin isi.

Mutfakta da yardim ettiriyorum; kendi bıçakları (bambu ve plastik. El kesmiyor), kaydirmaz tahtalari, cesitli malzemeleri var.

Büyür de Mısır’a sultan olursa yuz tane hizmetcisi olursa rahat eder oh ne âlâ; olmazsa küçükten öğrenmiş (“eli kırılmış” derler) kendi işini yapmayı bilen insan zaten rahat eder.

Kendi eliyle yerlestirdigi icin “anneeee bilmemneyim nerde?” demiyorlar ki bu da bonus :)

Ayrica “iyi yapilmis bir isi takdir etme” duygusu gelisiyor.

Ve herseyden onemlisi, “bil de yapma” nedir onu ogreniyorlar. 

Reklamlar

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, ev işi

O arama nihayet yapıldı: “çıplak kadın”

hatta “meme ve popo”

 

(LÜTFEN ÖNCE BU YAZIMI OKUYUN)

Bir kız kardeşim var. İlk çocuğum da kız. Erkek çocuklar hakkında hiç bir şey bilmeden bir de oğlum oldu.

9 yaşına kadar da ezbere geldik. Şimdi yavaştan bacaklarındaki tüyler sert çıkmaya, koyu renge dönmeye başladı. Anlaşıldı ki, hormonlar çalışıyor. Bugün yarın derken ihmal ettiğim konu başıma geldi.

Oğlum tablette “çıplak kadın meme popo” araması yapmış. Kullandığım google güvenli arama ve çocuk takip uygulaması sayesinde anında yakaladım. Evet biraz görmüş.

O yaşlarda insan merak ediyor. Çok normal. Kendi vücudu kadar karşı cinsi de merak etmesi zaten olması gereken şey.

Anında tableti elinden aldım. : “Gel hemen oturup bunu konuşmamız lazım.”

“Kızdın mı?”

“Hayır kızmadım, merak etmen normal. Ben de küçükken merak ederdim, baban da etmişti. Bunda kötü bir şey yok. Bakarken ne hissettin? Biraz heyecan biraz da utanç değil mi?

İnsanların üç temel içgüdüsü vardır. Beslenme ve korunma mühimdir. İnsanlar karınları doysun ve giyinsinler, barınsınlar, sıcak olsunlar isterler. Bunun yanı sıra büyüdükçe üçüncü içgüdü de gelişir. Aynı bebekken yürüyememen gibi, zamanla büyüdükçe gelişir bu da. Cinsellik.

Cinsellik canlıların üremelerini ve çoğalmalarını sağlayan şeydir. İki farklı cins vardır, biri kadın biri de erkek. Erişkin kadın ve erkekler isterlerse evlenir ve çocuk yaparlar. Çocuğu büyütebilme sorumluluğuna sahip olacak yaşa gelmeden evlenilmez.

Her zaman yaptığımız bir konuşma var biliyorsun. Özel bölgeler. İç çamaşırlarının ya da mayonun içinde kalan kısım özel bölgedir. Kimseye gösterilmez kimseninkine bakılmaz. Ellenmez ve elletilmez. Senin popona birisi açıp bakarsa ne olur?  Utanırsın.  İstemezsin. Başkasınınkine de bakman aynı şekilde ayıp olur.

Herkes zaman zaman nasıl acıkınca yemek düşünürse, cinsellik dürtüsüyle de zaman zaman karşı cinsi düşünebilir, heyecanlanır. Aklına çıplak kadın, meme, popo gelebilir. Bunları düşünmek normal. Hiç ayıp da değil. Ama bu düşünceni kafanın içinde tutarsın. Kafatasın beynini ve düşüncelerini saklıyor değil mi?

Aklına gelenleri açıp Google’da arayamazsın. Gözlerini korumak için göz kapakların var. Açık resim görürsen bakmazsın.

Ağzını korumak için de dudakların var, bu ya da başka ayıp olacak sözleri ağzının içinde tutmalısın. Küfür etmeyiz değil mi? Ne kadar komik ve şaka da olsa birileri ile bu konuda sohbet de etmezsin.

Soracağın bir şey olursa, ne olursa olsun, her zaman bana ve babana sorabilirsin. Sana herşeyi anlatırız. Kızmayız. Utanmayız. Bizden utanmana gerek yok. Herşeyi biliyoruz zaten. Ancak kural kesin.

Kimsenin özel bölgesine bakılmaz. Özel bölge kimseye gösterilmez. Annen baban ablan öğrenirse utanacağın bir şey yapılmaz. Sana güveniyorum”

Sıradaki konu… bebekler nasıl oluyor? Hadi bakalım.. En kısa zamanda halledip bu konuyu da yüzümüzün akıyla atlatalım inşallah.

 

 

 

 

2 Yorum

Filed under aile, Diğer, saglik, severim paylasirim

Kuş uçmaaz kervan geçmez..okul

Ama internet çeker.

Düşünün.. Uzak. En uzak. Issızlığın ortası. Allah’ın dağı. Örneğin gidenin gelmediği Yemen. Neresi biliyor musunuz? İki tıka bakar. Yemen arap yarımadasının dibi. Afrikaya bitişik. Dünyada oradan daha uzak daha ıssız yerler var. Ve her yer bir iki tıkla elinde. Bugün heryere en uzak noktada elinde akıllı telefonun varsa ulaşabileceğin bilgi, on yıl önce ABD başkanının ulaşabileceği bilgiden kat kat fazla. İnternet muazzam bir şey.

Şu meşhur yazımın ilk, ikinci, üçüncü bölümlerini okuyanlar için son bölümü yazıyorum. Elim deymedi bir türlü ama kısmet bu güneymiş. Bu günün önemi ne? Bugün Mark Zuck bir açıklama yaptı. Güney Afrika’da yerel telefon operatörü ile beraber internet.org temel hizmetlerini ücretsiz olarak sunmaya başladı. 2016’dan itibaren de Güney Afrika’da tilkinin bakır s.çtığı yerlere internet götürebilmek için gerekli uydu yatırımı da yapılmış. Geliştiricilere ücretsiz olarak sunulan gereçleri de araya sıkıştırmış. Vebe vebe gerisini merak ediyorsanız adamın kendi facebook hesabı var, çocuğu doğmadan gidin bakın.

İnternet yeni güç. Başında olabilmek için google da çırpınmakta.

Konferansta öğrendiklerimi artık not ede ede bir hal oldum. Önce cep telefonuna yazıyordum. iyi hoş da şarj marj dayanmadı. Babadan kalma yöntemlere geri dönerek ajandayı çıkardım.

Yazı uzun olacak, sindire sindire okumanız dileğiyle..

—————-

Yeni nesil öğrenme sisteminde içerik ve veri çok önemli. Uyarlanabilirlik de. Eskiden (şu an bizde kullanılan) sistem aynı klasik Türk annesi metodu. Elinde çatal, çatala takılı köfte, çocuğun ardından koşmaca.. “Aç evladım ağzını”. Bu hem beslenme yöntemi olarak hem de eğitim yöntemi olarak yanlış. Olması gereken, evrilmiş halinde çocuk kendi isteğiyle oturacak sofraya. Temel bir eğitimden sonra (okuma yazma ve temel matematik) geri kalanı kendisi saptayacak. “Şu konuyu öğrenmeye geldim” diye oturacak sıraya. “Coğrafya” yalayıp yutmak istiyorum çok açım.. “Fen” tam benim konum ne işim olur edebiyatla? “Divan edebiyatı” öğrenmem lazım, rasyonel sayılar benimle ne alaka?

“Ben yemek pişirmek aşçı olmak istiyorum” ol buyur.. Uyarlıyoruz eğitimi. Tam da bu kısımda teknoloji giriyor devreye. Öğretmen bir maestro sınıfta. Kimseye ne çalacağını öğretmiyor. Ama iyice dinleyip ne zaman nerede çalacağına dair işaretler veriyor. Öğrenci okula sosyalleşmeye, ödev almaya, konusunu tartışmaya geliyor. Çalışmasını internette evinde yapıyor.

 

Başka? Bugün 12 yaşında olanlar erişkin olduklarında çalışacakları işler mesleklerin %60’ının şu anda var olmadığı öngörülüyor. Fotoğraf tab eden amcalar nalbantlardan da hızlı ortadan kalkmadı mı.? Sosyal medya uzmanlığı var mıydı on yıl önce??

*-*-*-

Yeni bir iş kurmak mı istiyorsun? Önce dinle, gözlemle.. Mutlaka birileri bir eksiklik görüyordur hayat içinde. O eksiği saptayıp üzerine git. Nasılını düşün. İşte bu inovasyon dedikleri şey. Bakın Turkcell GELEN TALEP ÜZERİNE kendi çalışanları için tatil organizasyonu yapmaya bir masa bir telefon bir de eleman koymuş bir köşeye. Çalışanlar aynı zamanda tatile çıkıyorlar benzer otellere gittiğinden, bu arkadaş uçak biletinden otele toplu alım, indirim imkanı oluşturabiliyordu. İş ertesi sene kendi başına bir departman oldu. O tek masalık şirketi Turkcell kocaman bir işletme olarak yakın zamanda iyi paraya da sattı. bavul.com’un nasıl doğduğunu okudunuz.

*-*–*-*-

Başka? Bugün ortaokulda olan bir kızım var. Yazılılara girip çıkıyor. Bakıyorsun yazılı 70 gelmiş. Yani konuların %30’unu öğrenmemiş. E ne oluyor, öğretmen o konulara geri mi dönüyor? Yoo müfredata göre ilerlemeye devam ediyor. Bilinmeyenlere bilinmeyenler ekleniyor. Konular öğrenilmiyor, yazılıdan sonra unutulmak üzere ezberleniyor.

Oysa bilgisayarlı internetli eğitimde algoritma hangi konularda eksiği olduğu, neyi çözemediğini saptıyor. O konuyu temizleyene kadar ilerlemiyor ve zaman zaman geri dönerek tam öğrenmeyi garantiliyor.

 

(bitiremedim bir turlü yayına verdim gitti ay)

 

 

2 Yorum

Filed under aile, ilkogretim, internet, OKUL

Neden besmele çekeriz?

 

Bir çocuk düşün. Daha çok ufak. Bir ihtıyacı olunca “Anne!” diye seslenir. Annesi onu korur, kollar, doyurur, ihtiyaçlarını karşılar. Onu en iyi bilen ve sesini en çabuk duyan annesidir.

Yardım istediği zaman “Anne!” der, annesi yardıma gelir, elinden tutar, ağır şeyi kaldırır, uf olan yeri öper, gıdıklar güldürür.

Kızdığı zaman, üzgünken, mutluyken, her an her zaman günde 24 saat “anne!” dersin ve anne her işi bırakır sana bakar, kaç yaşında olursan ol. Çünkü sen onun yavrususun.

Bazen, kendin yapmayı öğrenebilmen için, yardım etmez. “Kalk git kendin al” der, “nereye koyduysan ordadır” der.

Küfür de etsen, naz da yapsan, sözünü de dinlemesen.. anne de desen ana da desen, anniş de desen.. Anne annedir, annelik yapar.

 

İşte Allahla aramızdaki ilişki bunun daha güzeli. Ne olursa olsun, hangi işe kalkarsan kalk ilk evvel “Bismillah” dedin mi, (b’-ism-i Allah= Allah’ın adıyla) hop, yardım yanında.

Euzü besmele de olur, “ya Allah” da olur, esma-i hüsna’nın her biri de olur.

Bazen, yardım eder sen farketmezsin; bazen yardım etmez, sana bir ders vermek içindir, senin iyiliğin içindir, kızarsın anlamazsın.

O hiç vazgeçmez. Hiç küsmez.

besmele

Emin Barın üstadın çifte besmelelerinden biri.

4 Yorum

Filed under severim paylasirim

Çocuğun kendini koruyabiliyor mu?

Bugün çok başka bir konu yazacaktım ama bu acil. Ekspres olacağım! Bir zahmet Leaders Hill ile tanışın:

Okur; bu Leaders Hill

Leaders Hill bunlar da benim okurlarım.

Bunu geçtikten sonra kısa özet: Webinar: web semineri yapıldı. (webiner denemiyor malesef, jargon oturmuş durumda)

Konu: Akran baskısı ve zorbalık karşısında, siz yokken çocuğunuz kendisini koruyabilir mi?

nedir ne değildir, uzun uzun yazışırız. İşte seminer linki . buradan (Katıl) altında (sunumu başlat) tıklayın

Lütfen çok kısa süre online kalacak bu bir saat 15 dakikalık semineri izleyin. Vaktiniz olursa ekleri  de indirin. LÜTFEN çevrenizdeki annelere yayın.

Teşekkürler.

Buradan sonrası uzun kısmı..

Duyar duymaz kaydımı yaptırdım, online eğitimlere, TED konuşmalarına özel bir düşkünlüğüm vardır. İnternet bağlantısının berbatlığı başta olmak üzere bir sürü saçmasapan sebep yüzünden izleyemedim adam gibi..
webinar’in sahibesi Işıl hanım aradı, kısa da olsa katılımım için teşekkür etti ve kaçırdığım kısımlar için kısa bir süre aynı linkten izleyebileceğimi belirtti. Ben de durur muyum “e ben de paylaşayım da herkesler faydalansın” didim.

İşin ilginç tarafı, bizatihi hayatımın en başından beri bu “bullying” denilen zorbalıkla karşı karşıya kaldım. İlkokulda adımla alay eden beni “iplik” diye çağırıp ağlatan Nuri yüzünden katılarak ağladığım oldu. Bir gün babam müdahil oldu, (genelde sorunlarını kendi başına çözen bir aileyiz.) ya da müdahil oldu diyemem, akıl verdi..”kızım Nuri’nin hoşuna giden şey seni ağlatmak. Sen ağlamayıp aldırmadan geçersen durur. Ona bu zevki yaşatmayı bırak” mealinde bir öğüt verdi.

İki kere duymazdan geldim, hakikaten olay bitti. Nuri de büyüyüp Doktor oldu :))

Kızım benzer bir vaka yaşadı ilkokulda.. Her gün “Atatürk heykelinin önüne gel döveceğim seni” diyen bi oğlan çıktı. Hayda.. Kızın ödü patladı.. Çocukla ayrı veliyle ayrı öğretmenle ayrı konuştuk.. Cık. Oğlan bize “tamam” diyor.. yine tehdit..

Kıza aikido dersi aldırdık. Elini kaldıranın elini kıracak kıvama geldi. Olay çözüldü.

Oğlum yeni bir okula başladı bu yıl. İlk günden itibaren soyadıyla dalga geçiyor iki çocuk. Oğlum da nazenin istanbul beyefendisi olduğundan gık diyemiyor. Genelde ağlayıp öğretmene şikayet ediyor. Babası “ağzının üzerine iki tane vurmasını” öğütlemeyi düşünmekte ama ona da ben engel oluyorum. Şiddet istemem. Niye? “deveden büyük fil var” diye.. Benim oğlum senin oğlunu, senin annen beni döver diye gider bu. Gerek yok. Ayrıca da ben Atakan’ın hanım hatun kibar annesini pekala döverim o ayrı.. :::D

Benim öğüdüm “aldırma, diyelim ki orada bir ördek vakvaklıyor, dinleme, geç” oldu. Bir süredir azaldı diyebilirim olay ama bitmedi. İki günde bir “böhü Atakan beni ağlattı” diye geliyor. (bu hafta başka bir çocuk da Atakana lakap takmış bu sefer de Atakan ağlamış.. kendi ilacının tadına bakmak…)
Anneyle,öğretmenle ya da okulla konuşmadım. Kendisi çözsün istiyorum. Kendi soyadı, ömür boyu taşıyacak.. Er geç her alanda dalga geçecek birileri çıkacak. Kendisi ilk önce dalga geçerse, ciddiye almayı bırakırsa rahat edeceği kanaatindeyim. Bunları yazarken, web seminerini adam gibi dinlemediğimi, kişisel görüşlerim olduğunu hatırlatayım.

Haftasonu oturup salim kafayla izler, tekrar yazarım.

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, güvenli hayat, ilkogretim, OKUL, severim paylasirim

Hazinem Annem

Allah herkesinkine uzun ömürler versin, annelerin hakkı ödenmez. Şu yazıyı yazdığım sırada benimkisi uçmakta mesela :)) Anlaşamadığımız bir çok konu olsa da, birbirimizin en iyi desteğiyiz. En güzel gülmeleri beraber yaşadık. En zor günleri beraber atlattık. Hayat ne zaman bir huni gibi giderek daralsa, ışığı hep annem gösterdi.

Blogun değilse bile wordpress’e geçişimin 4. yılı dolmuş. WP beni kutladı; ben de siz okurlarımı tebrik eder, bu özel güne ait yazıyı da anneme teşekküre adarım.

4. zafer yili

Benim bu kadar delişmen, özgür ve sözünün eri olmamı sağlayan (karakterim, Koç’luğum bir yana) annemdir. Anlatmışımdır belki; ben 5 yaşındayken, bana bir etek alınması lazım, babamdan bir etek parası alınmış, çarşıya çıkmışız.

O arada ben çok güzel, kırmızı bir üç tekerlekli bisiklet görmüşüm. Anneme etek yerine onu almayı önermişim. Para yeterli.. Etek kalmış, annem bisikletimi almış. O sene bir etek eksik gezdim belki ama hala bisiklet tepesinde geziyorum. O gün “hayır, etek alacağım!” deseydin ben bugün bunu yazmayacaktım anne, teşekkürler.

Ölüm kalım meselesi ya da disiplin dışı değilse çocuğun isteğini yerine getirmeye çalışırım. Bizde ırsi. :))) Dünyadaki görevimiz sadece ve sadece çocuğumuzu iyi ve doğru yetiştirmek, mutlu ve huzurlu bir erişkine evirmek. Gerisi boş.

*-*-*-*-*

Benim annem herkesin annesinden farklıdır bir kere.

Çok inatçıdır. Kafasına koydu mu yapar. “Olmaz”ı yoktur. Kırk yaşından sonra Avon temsilcisi olarak başladığı hobiyi, Avon Bölge Satış Sorumluluğundan emekli olarak tamamladı. İdolümdür.

Çok eğlencelidir. Mesela bir hazine avı vardır. Küçük küçük kağıtlara notlar yazar. evin değişik yerlerine gizler. Okuldan eve gelince bir ip tutuşturur elime, ipin ucunda ilk kağıt: “Buzdolabına bak!”

Av başlar, buzdolabından oturma odası halısının altına, oradan banyoda sabunun kenarına, oradan kimbilir nereye gezer notları ve en son notun yanındaki sürprizi ararım. (Oryantiring-Orienteering merakımızın ilk adımı)

Geçen cuma güzel yeğenim bizim misafirimizken, aklıma geldi, üç çocuğa hazine avı yaptırmaya karar verdim. Devir eski devir değil tabii, elimizde akıllı telefon var.

picisto-20140930063750-614669

24 pare detay fotoğraf çektim evin her yerinden. Whatsapp’la ellerindeki akıllı telefonlara gönderdim. İlgili şeyin resmin çekip geri yollayan bir sonraki resmi heyecanla bekledi.

En az bir saat eğlendik. Ummadık taş yine baş yardı, minik yeğenim iki çocuğumun kendi evlerinde bulamadıkları detayı şak diye buldu!

Birincisi, çocuklarla eğienmek için güzel bir faaliyet, öneririm.

İkincisi, ana gibi yar olmaaaz!!

Üçüncüsü : en güzeli anne olmak o da ayrı.

Burada sözlerime Allah isteyene versin, kem gözlerden saklasın, cümlemizin evlatlarını bizlere bağışlasın, aramızda olmayan annelere de rahmet eylesin diyerek son veriyorum..  Gidip şu uçağı karşılayayım bakalım.

8 Yorum

Filed under aile, çocuk, icatlar, severim paylasirim

Elveda Bademcik

Oğlum, anası kılıklı, 1. sınıfın yarısını evde geçirdi. O kadar sık enfeksiyon kaptı, o kadar çok antibiyotik içti ki, artık o meşhur “45 numara”  bademciklerini aldırmak şart oldu.

image

1 saat süren ve genel anesteziyle yapılan ameliyatın ardından az evvel odaya çıkardılar.  “Dilim acıyor” diye mızıldandı, şimdi uyuyor.
Ben de iştahsızdım, antibiyotiksiz ay geçirmezdim. O kadar çok tetrasiklin verdiler ki dişlerim renklendi. Onu da sonra anlatırım. Dahası, öksürük şurubunun çilek aromasından öyle tiksindim ki çilek yemiyorum yıllardır. Bilinçltıma etti bademcik.
Benim 30 yıl önceki ameliyatım lokal anesteziyle canlı canlı kesilmek suretiyle olmuştu. Muayene koltuğuna oturttu rahmetli İlhan amca, “yum gözünü, sakın açma, yoksa ölürsün” dedi.. Ağzımı açtım, gözümü yumdum… Tek bir defa açtım, 1 salisede (ölüm korkusu ve merak arasındaki savaş) bir karış uzağımdaki adamın alnındaki aynası, gözlükleri ve maskesine kan püskürtmekte olduğumu (bağırdığımın farkında değildim) gördüm; o manzara ölmüş kadar etti zaten. Geri yumup devam ettim.
——————
Bu da diyet listesi.

image

image

Bu da bademcik ameliyatı sonrası nelere dikkat etmeli? Konulu liste.
-devam edecek-

8 Yorum

Filed under çocuk, saglik