Category Archives: soruyorum

Meclis-i İnsan / Akıl akıldan üstündür

Orijinali Meclis-i Mebusan yani mebuslar meclisi. Mebus=gonderilen anlamında.

Kanun yapıcı.

Yasama-Yürütme-Yargı esaslarından ilki meclisin görevidir.

Yasa yapabilmek için partilere ve seçimlere ihtiyacımız yok. Bu kadar tantana tamamen boş. Herhangi bir konuda kanun yapmak için wikipedi/forum/sözlük/online dilekçe servisi anlamında (petition) sistemini niye kullanmıyoruz?  Bu konuda enteresan ve yararlı fikirleri olan insanlar bunu ortaya koysa ve çoğunluk tarafından doğru bulunursa yasalaşsa en mantıklısı olmaz mı?

Fikir sunmak için hiç bir limit yok. 3 yaş ve üzeri herkes fikrini beyan edebilmeli. Tam bir özgürlük.

Fikir tartışmak için ufak bir yeterlilik düzeyi olmalı. Lise mezunu mesela. Konunun ilgilisi ve bilgilisi olma sertifikası mesela.. Adam gibi tartışmadan bahsediyorum. Artıları eksileri gerekçeleri ile konuşulacak; “o öyle olmaz mal mısın?” diye değil. Belki de en önemli fikir özürlü birinden gelecek, ilgili yerlere ulaşamayacak durumda yatalak olan biri belki de dünya tarihini değiştirebilecek ehemmiyette bir fikir sunacak..

Fikri kanunlaştırabilmek için biraz daha yüksek düzey bilgi şart koşulmalı. Hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarına hakim olmak, ilgili konuda bir üniversite doktorası sahibi olmak gibi.

Cep telefonları üzerine açılmış binlerce sayfa forum var ve insanlar kendi telefonlarını ilgilendiren konu oldu mu girip oralara bakıyorlar. Güncelleme geldi mi, dil desteği var mı, kaç ge? her konu internette çözülüp bağlanırken çok daha önemli olan hayatımız hakkında niye birkaç yüz tanımadığımız adamın kravat takıp kafalarına göre kanunlar yazıp bozmasına izin veriyoruz??

 

Bunu denemek mümkün. Muhtarlık seviyesinde/Belediye seviyesinde de olsa buna başlamamız şart. Halk kendi kararlarını kendisi vermeli.

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under internet, soruyorum

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu/Güvenlik Endişesi / Paranoya sınırı

Denizbank’la bir işim var. Kredi diyelim. Krediyi vermek için benden bir dolu form imzalamamı istediler, aradan bir tanesini görünce durdum. Üzerinde muvafakatname yazılı. Onay verme anlamına geliyor. Neye onay verdiğimi merak ettim okudum. 

İMZALARSAM:

Banka A’dan Z’ye her türlü bilgimi {KİŞİSEL + FİNANSAL + MALİ  bilgilerimi yani..} alabilirmiş; 

Nereden alabilirmiş? {“kredi kayıt bürosu, Türkiye bankalar birliği risk merkezi, sosyal güvenlik kurumu, finansal kuruluşlar DAHİL kamu özel tüzel kişiler” yazılı. Bizzat bu yazının okuru olarak siz de dahilsiniz yani}

Ne yapabilirmiş?

ulaşmayı, talepte bulunmayı almayı, işlemeyi, öğrenilen her türlü bilgimin banka ana hissedarı (bir rus şirketi ki adını bile duymadım haliyle) ve iştirakleriyle (HANGİ İŞTİRAKLER????) paylaşmasına izin veriyormuşum.

Niye vereyim? Sebep ne?? Asla vermem.

Daha üç beş zaman oldu aptal saptal insanlar darbelenmeye kalktılar, kaç  kişi bunlar yüzünden işsiz okulsuz kaldı, hapse girip çıktı, sırf bankasında hesabı var diye adı FETÖ’cüye çıktı.Allah muhafaza. 

Dakika başı yok apple verileri hackleniyor yok saglık sistemi verileri internete düşüyor zaten hiç bir şeyin güvenliği yok bir de kendi elimle onay mı vereceğim?

Ben bu riski almak istemiyorum. Avukat lazım.  Bilişim Suçları kanunlarımız / unutulma haklarımız ne durumda ki? 

 

Kişisel Verilerin Korunması Kanununu incelemek için: Adalet bakanlığı

 

Koç Holding’in yayınladığı KOÇ HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİ AYDINLATMA METNİ çok mantıklı geldi bu da burada dursun:

Kişisel Veri Sahibinin KVK Kanunu’nun 11. maddesinde Sayılan Hakları
Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, işbu Aydınlatma Metni’nde aşağıda düzenlenen yöntemlerle Şirketimize iletmeniz durumunda Şirketimiz talebin niteliğine göre talebi en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, Kişisel Verileri Koruma Kurulunca bir ücret öngörülmesi halinde, Şirketimiz tarafından belirlenen tarifedeki ücret alınacaktır. Bu kapsamda kişisel veri sahipleri;

• Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme,
• Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
• Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
• Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• KVK Kanunu’nun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
• Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahiptir.

12/04/2017 editi:

Bir zamanlar feysbuk’u kasıp kavuran Mark Zuckenberg’in uykularını kaçıran:

“RESMILEŞTI DİKKAT!!!T.C. Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 16.02.2016 tarih ve 69471265-010-06/1955 sayılı Milli Güvenliği tehdit eden örgüt ve yapılarla irtibatlı kamu çalışanları hakkındaki Genelge (2016/4) Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Ayrıca MİT Müsteşarlığı Sosyal Ağ Bildirgesi doğrultusunda Facebook’un güvenlik açığından ötürü hesabım üzerinde bulunan tüm verilerimin (IP, fotoğraflarım, paylaşımlarım vs.) çarpıtma yolu ve yasa dışı bir şekilde sahte kişilerce kullanılmasından ve doğabilecek tüm zararlardan ilgili Türk Ceza Kanunu maddeleri gereğince Facebook sorumludur. Bu hesabımdan başka bir hesabım olmadığını bildirir ve gereğinin buna göre yapılmasını tarafınıza arz ederim.NOT: PAYLASMAYIN DUVARINIZA YAPISTIRIN.”

salaklığı

ya da google play’de “Adıma yapılacak herhangi bir işlemden google play sorumludur.” angutluğu kadar şuna dikkat çekemedim ya ona da şaşırıyorum desem yalan. çünkü durumunuz yoktu okumadınız biliyorum…

9 Yorum

Filed under güvenli hayat, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

Bak! İyi bak ve unutma! -ii-

 

-devam-

Gel zaman git zaman tv-renkli tv-video-video kaset kiralama dükkanları-betamaks mı vehase mi muhabbetleri aldı yürüdü 80’lerde. Almancılar oluk oluk film akıttılar ülkeye. Şaban filmleri de miki filmleri de oralardan buralara geldi.

Ben universite icin evden ayrildigimda (1990) yilbasi tatili icin eve dondugum uc ay sonraya kadar evdeki toplam 5 tuslu videoyu calistiramamisti bizimkiler. 

TV’deki bazi yarismalara katildim bir donem. Simdi adini bile hatirlamadigim bir TRT yarismasi.. Ozkan Ugur’un Agirliginca Altin yarismasi.. 2003’te Metin Uca’nin Passaparola’si… Iste onu kaydetmenin tek yolu bir video sahibi olmakti. Gittim ikinci el bir video aldim. Dvd-hd-3d jet gibi girdi ondan sonra hayatimiza. Gecen hafta elektronik atik olarak geri donusume teslim edildi adi gecen video. Tv’mizle beraber. Cok sukur aptal kutusundan kurtulduk. 

Doksanlar jet gibi geçti, ikibinler uzay çağı olacak derlerdi, tamamen internet çağı oldu. Günümüzde her dilde her bilgiye ulaşabiliyorum. Binbir çeşit saçma sapan yalan bilgiyi de elemek gerekiyor ama er geç aradığımı buluyorum. İstediğim ülkenin sokaklarında istediğim müzenin koridorlarında turlar atmama hiç bir engel yok. Dünya avcumda!

Aradığım her konuda hiç üşenmeyip video çeken insanlar da var. Bir şeyleri adım adım görerek öğrenmek istediğimde video izliyorum ancak bu çok nadir olan bir şey. İnsan faktöründen arınmış ve tam istediğim bilgiyi veren google benim için çok daha iyi. CTRL+F ile ayı kadar metin içinde nokta atışı yapabilirken, 4 dakikalık videonun kimbilir hangi saniyesini görebilmek için tamamını izleyemeyecek kadar bunalan bir insanım. Bu yüzden kendime bir video kanalı kurmayıp bloga devam ediyorum. Beri yandan, küçüklüğümden beri spiker olma hayaliyle yanıp tutuştuğumdan kafamdakileri konuşabileceğim bir kanala da ihtiyacım var. Bilemiyorum, neden olmasın ki?

Her eve sanal gerçeklik gözlükleri ve hologram filmler girdi artık. Ve artık “daha neler” diyeceğimiz şeyler elli yılda bir değil elli günde bir çıkmakta.

Bu beni heyecanlandırıyor.

Bir yandan da neredeyse bir ömür süresince fotoğraf makinesinden holograma uzanan teknoloji tarihini yaşamış insanlar olarak küçüklere bazı şeyleri öğretmeye vakit kalmamasından şikayetçiyim.

Olayları yaşamak yerine kısa sürede unutulup yok olacak kayıtlara alıyorlar. Canlı olarak izlemek yerine pozunu verip fotoğrafını çekiyorlar ve bir daha bakmadıkları bir sosyal medya ortamına kaydedip, laykını alıp ilerliyorlar. “Fotoğraf aldırmak” deyiminden habersizler ve “nasılsa gugılda var” diyerek hiç birşeyleri öğrenmiyorlar. Patlıcanı görünce “gözü açılmadık sığırcık yavrusu” hashtagıyla paylaşmaları an meselesi.

Sorunlar kendi çözümlerini de getirir. Ya beyinler ve vücutlar dumura uğrayacak (Wall-E) ya da sanal ortamda varlığımızı sürdüreceğiz (Surrogates). Gelecek gelene kadar, bakın ve görün. Beyniniz kaç terabayt farkında mısınız ?

 

Bu yazıyı yazdım çünkü Kodak filmli makineyi üretmeyi bıraktıktan sonra, ikinci bir milat da Martta Sony’nin video kaset üretmeyi durdurması oldu. Son video cihazı da Temmuzda üretildi ve o firma da kapılarını kapadı.

Eski teknoloji bozulmazdı, tamir de edilebilirdi. Şimdi tüketim maddesi halinde..

 

http://www.mirror.co.uk/tech/last-video-player-made-look-8475325
Teknolojiyi uretemeyen bir ulkeyiz. Yakinda anlayamayan bir ulke olacagiz. Maymuna evriliyoruz ve o kadar basitlesti ki gencler, olayi rahat kabulleniyor. Kulakligi takan uyusuyor. 

Egitim onemli de.. neyin egitimi arkadas? Ful egitimde gencler. Ogrendikleri bir sey yok. “Yazlari sicak ve kurak” asamasinda hala. 

Er gec bir kirilma yasanacak. Er gec onder bir grup cikip “dur” diyecek. Biliyorum cunku genclige hitabe’de Ataturk’un belirttigi bir gercek var. Muhtac oldugumuz guc ICIMIZDE. 

Yorum bırakın

Filed under insan olmak, internet, OKUL, soruyorum

Tek tip kimlik olsa ya…

Hafif.org’a zamanında yazdığım yazıları sitenin kapanması nedeniyle buraya aktaralım bari.

 

| 04 Mayıs 2007 13:39

Dün eniştem gelirken, polis çevirmesi varmış. Ehliyet sormuşlar, evde demiş. Ruhsatını almışlar…

Esasen, ehliyeti niye taşıyoruz? Ben sınavı geçmiş, ehliyetimi almışım. Ehil biriyim. Neden belge gezdireyim ki? Bir yerlerde kaydım vardır mutlaka… Merak eden araştırır bulur.

Ehliyetsiz araç kullanmak mümkün. Ehliyetim kontak anahtarı değil ki…

Ben ilkokulu da bitirdim. Ama her gittiğim yere diplomamı taşımıyorum. Mezunum dedim mi mezunum…

Niye bilmem, bu evrak merakı bitmedi gitti.
Olması gereken şey, nüfus cüzdanında bir kutucuk. Nasıl “kan grubu”, “medeni hali” yazıyorsa, “ehliyeti” kutucuğu olacak, o kutucukta, mesela benim için bir adet B harfi yer alacak o kadar…
O ehliyetin üzerinde polisin görmesi gereken ne var ki? Fotoğrafım mı? Nüfus cüzdanımda var… Keza biri bana ruhsatı izah etsin…

Nüfus cüzdanı da ehliyet boyutuna gelmeli. Cüzdana sığmalı. Kalınca olmalı ki uzun süre dayansın.. PVC’lenmiş karton bir ayda haşat oluyor…Üzerinde barkod olmalı. Nasıl vergi kimlik numarası ile vatandaşlık numarası birleştiyse aynı onun gibi, sağlık numarası da aynısı olmalı (ssk/bağ-kur vb numaralarımız var ya..)Ehliyet sınavına giren ve geçenin kimliğinde “ehliyeti” bölümündeki X işareti kaldırılır ve B yazılır. Olur biter.Bu durumda, polis ve ilgili herkes, bir barkod okuyucu ve bir de genel program ile, karşısındaki kişinin ehliyeti var mı yok mu anlar. Nedir ki?

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under araba, Diğer, saçmasapanlıklar, soruyorum

Bir an bile beklemeyin

Google Play’den oyun indirip oynuyorum. En sık gördüğüm yorum:

“Bir yıldız verdim çünkü oyun İngilizce”

“Türkçe dil desteği istiyorum”

“Türkçe olsa belki oynardım ama siliyorum”

 

Bir şeyi bulup geliştiren adam onu elbette kendi dilinde yapar.

İlk aşama olarak her gün bir kelime öğrenseniz bir yılda 300 kelime eder. En sık kullandığınız 10 kelimeyi bir yere not edin, karşılığını yazın. Öğrenmeye başlayın. Kaç yaşında olursanız olun her gün 3 yeni şey öğrenin. Biri de yabancı bir dilde bir kelime olsun.

Kezâ diziler filmler.. “Türkçe alt yazı malum ortamlara düşmeden” izleyemiyorlar. Lise mezunu herhangi bir insan bir diziyi izleyemiyorsa burada bir ayıp vardır. Okula “not” için gidip gelen ve sadece takılan gençler olarak birşeyler öğrenmemeniz normal aslında.

Öğrenin.

İkinci aşama: daha iyisini Türkçe üretin/yapın/kodlayın/çekin/yazın. Millet sizin dilinize mecbur olsun. Gurura bak.


Dünya dev bir şehir gibi. Milli giysiler, yemekler, etiketler, saç kesimleri bile siliniyor. En kuytu köşelere giriyor internet ve insanlar ticaret kolaylaştıkça kendilerine dayatılan gibi değil istedikleri gibi yaşamaya başlıyorlar.

Herkes bir kot bir t-şortla bir spor ayakkabı ile takılıyor. BİR oluyoruz. Bu arada vırt zırt söylendiği gibi “kültürel erozyon” ivmeli olarak ilerliyor. Kendimizi, dilimizi ve adetlerimizi yitiriyoruz. Gelişmenin bedeli. olsa yine iyi. Gelişemiyoruz da.

Kendi müfredatım.. :

1. Türkçe. Tarihte Türkler ve Türkçe eserler kısaca özetlendikten sonra.. 1900-2000 arası yayınlanmış herşey burada incelenmek zorunda. Büyük Türkçe Sözlük baştan aşağı okunup öğrenilecek.

2. Dünya (hem ülkeler coğrafyası hem yıldızlar ve güneş sistemi)

(çevre,yabancı diller,genel görgü vb) bir tür sosyal bilgiler.

3. Matematik. Temel matematik. İlerisini öğrenmek isteyen o dersi ayrıca alır. 4 işlem, oran-orantı(tek bilinmeyenli denklem) ve yüzde hesapları yeterli.

4. Bilişim. Cihazlar vasıtasıyla iletişim ve bilgi edinme.

5. Spor ve sosyalleşme

6. Müzik ve dans

7. Sanat ve tasarım.

8. İnanç eğitimi sadece ailede verilmelidir. Tek bir kitabımız var, tek bir uygulama ve açıklama kitabı yazılıp bütün kavram kargaşasını sadeleştirmek ve oradan ilerlemek lazım.

Belki devamını da yazarım.

Yorumlarınızı bilmek istiyorum. Bugün sıradan bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için gereken neler var?

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, Diğer, internet, soruyorum, şikayetlerim

Dibizot(*)

Paypal Türkiye’de Paypal Nakit diye bir deneme yaptı. Tutmadı. Şimdi, Kartı ilk alırken ödenen 5’er lira depozitoları “1 Haziran’dan itibaren TEB’den geri alabilirsiniz” diye mesajlar göndererek müşterilerine olan hürmetini gösterdi.

Garanti bankazındaki hesaplarımı kapatmamın yan etkisi OGS’nin de iptal olması ancak benim ertesi günü OGS’den geçiş yapıp cezalı duruma düşmem oldu. OGS içindeki 30 lira bir ay sonra hesaba yatacakmış.  OGS var. İçinde para var. Para yatırınca bir saniyede OGS bakiyesinde gözüküyor ama iptal edince, para yok oluyor.. Bir ay sonra ortaya çıkıyor. Neden? Belirsiz… “Sormaver”

OGS’ye verdiğim 40-60 TL arasındaki depozito da buhar olmuş bak sen şu işe. Cihaz benim olmuş. E sattınız o zaman? Yok. E geri verin depozitomu?!? No. Gitti. Yor maney, caney caney caney.. Bildiğin garantibankazı.

HGS aldım ne yapayım.. Elde kalan OGS cihazı nedir ne işe yarar peki? Söktüm attım bir kenara. O kenar da acaip doldu taştı ama yani. Bir zamanların Cine5 rezaleti gibi, yarın bir gün “üzerinize kayıtlı cihazı teslim etmediğinizden 1000 lira ceza ödeyin” çıkarmasalar diye binbir çeşit edevat saklıyorum. . Bak mesela Digitürk bağlamaya gelen adam internetin ara kablosunu (ucu kalın olan usb gibi bişey) kullanmış, kendi kablosunu geri götürmüş. Ben eve gidince aydım.. Şimdi onu iptal ettirince “vay bizim badem gözlü kablomuzzz” diye davası çıkacak biliyorum. Of.

(*) : Antep ağzı Depozito.

Yorum bırakın

Filed under araba, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

Icerik neden Turkce yazilmaz?

Sen anlama diye..
?!?

Gelen sorular uzerine (market sabunu nedir, aktar sabunu gercekren sabun mudur, saflik belirlemenin yollari) cesitli sabunlar satin aldim. Deney yapip tarif edecegim.

Derken dikkatimi cekti. Sabunun uzerinde bayagi yazilar yazilar. Ama hepsi Turkce degil. Hatta asıl önemli bolum,içerik komple latince. Hadi bize okulda ogrettiler de sade vatandaş ne bilsin suyun latincesini. Bunun altinda bir samimiyetsizlik hissediyorum.

image

Simdi.. bu fotografta uc farkli markanin en cok satan urunleri var ve hicbiri icerigini aciklamiyor.
Mesela ikisinde sodyum tallovat (sodium tallowate) en once yazilan, kurallara gore en agirlikli bulunan madde. Yani. İçyağı. Don yağı. Hayvansal icerik ve kaynagi belirtilmemis. :(
Niye açıkça yazmiyorsunuz?
Belki bilmek isteyen vardir. Vegani var vejeteryeni var. Inancina uymayani var. Bilmem ne..
Cok etik bulmadim.
Siz de lutfen inceleyin. Her marka bunu yapiyor mu bilmiyorum ama okuyun uzerini.
Bildiginiz gibi sabun yapiyorum. Yogurt mayalamaktan, dolma doldurmaktan daha zor degil emin olun.
Ogrenmek isteyene elimden gelen destegi veririm.
“Evimde tertemiz zeytinyagli sabunumu kendim yaparim, mis gibi kullanirim” diyen varsa takipte kalsin.
“Sen yap bana sat” diyenler instagrama. @ipeksabun

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, sabun, saglik, soruyorum