Category Archives: soruyorum

Sevgili Yüksek Seçim Kurulu

30085084_936911663144959_5100006542803992576_n

Seçimler sırasında propaganda amaçlı gezen müzik çalan ya da sesli yayın yapan araçların kullanılması mecburi midir?
Bu araçların faaliyetlerinin durdurulması, yaklaşmakta olan üniversite sınavına çalışan öğrencilerin çok işine yarayacaktır.
Bunu sağlamak için ne yapabiliriz? Örneğin bulunduğum ilçede seçmenler imza verse bu sesli propaganda yayınları durdurulabilir mi?

 

Saygılarımla

 

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under araştırdım, soruyorum

Verin Verilerimi Bağırtmayın Beni

Her türlü kurum cayır cayır bilgilendirme mesajları gonderiyor. Yeni kanunla (KVKK) Kişisel verilerimi kendim kontrol edebileceğim. “adaaam sende” diyenlere izah edemeyeceğim onlar kendi başlarının çaresine baksın bu önemli bir şey. Unutulma hakkı.

Yasal olarak internete koyduğum ya da üye olurken verdiğim her şey/her bilgi benim kendi mülküm sayılır.

Hani instagrama yazıyorsunuz ya “emeğe saygı, fotoğraflarımı çalıp kullanmayın, arkadaşlar spamlayın ltfn” bilmemne, onun bir adım ilerisi.

Benden izinsiz verilerimi şuraya buraya satmaları bitti şükür.

Malum  bilgi çok değerli ve topladıkları onca veriyi geri vermeye de hiç niyetleri yok.   E ben de razı değilim bilgilerimin elden ele dolaşmasına.. Hatta bunu yaptıkları için boş vaktim olsa cayır cayır tazminat da alırım.

“Kişisel verilerinizin KVKK madde 7’de öngörülen şartlar çerçevesinde imha edilmesini (silinmesini, yok edilmesini veya anonim hale getirilmesini) Şirketten talep edebilirsiniz. Aynı zamanda verilerin aktarıldığı veya aktarılabileceği 3. kişilerin söz konusu imha talebiniz ile ilgili bilgilendirilmesini talep edebilirsiniz.”

Şimdi, yasal hakkım var “silin verimi, sildirtmeyin kendinizi” dedim mi silecekler.

Ama şirin bir boşluk yakaladı serseriler. Silin demek için bir yol göstermiyor yasa, Kişisel Verilerin Korunması Kurulu boş bırakmış oraları. Dut eksin.

Efendime söyleyeyim o zaman ya bizzat kurumun merkezine (her neresiyse artık.. kalkıp şehirler arası gidecek değil kimse ehü ehü ne zaka var sende Nuritin abey) müracaatım lazım,

ya noterden ihtarname çektireceğim (bi ton para)

ya da kimliğimi kanıtlayan belgeler eşliğinde dilekçe yazıp (postada kaybolacak tabii/yahut yeniden ellerine bilgi vermiş olacağım, onu sildirmek için ne yapacağım??) gondereceğim.

Ama mesela telefon edersem olmuyor. Sende kayıtlı telefonum işte.. sen beni arıyorsun bana o numaraya gonderdiğin şeylerin bana ulaştığını biliyorsun, tebliğ edildi sayıyorsun?

Mail atamıyorum yine aynı şekilde karşı firmayla 10 yıldır yazıştığım faturalarımı yolladıkları mail adresini kabul etmiyorlar.

ha Kayıtlı e-postam (KEP) varsa o ayrı (ki yok ve niye olsun?) o zaman KEPimden KEP’lerine mail attırıyorlar.

 

Ya böyle saçmalık olur mu?

 

GELİŞME:

Kişisel Verileri Koruma Kurumu bir duyuru yapmış..

Kurul, çıkardığı ikincil düzenlemelerle veri sorumlusuna yapılacak başvuruların yöntemini belirlemiştir.

Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ için tıklayınız

 

Başvuru usulü

MADDE 5 – (1) İlgili kişi, Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen hakları kapsamında taleplerini, yazılı olarak veya kayıtlı elektronik posta (KEP) adresi, güvenli elektronik imza, mobil imza ya da ilgili kişi tarafından veri sorumlusuna daha önce bildirilen ve veri sorumlusunun sisteminde kayıtlı bulunan elektronik posta adresini kullanmak suretiyle veya başvuru amacına yönelik geliştirilmiş bir yazılım ya da uygulama vasıtasıyla veri sorumlusuna iletir.

(2) Başvuruda;

a) Ad, soyad ve başvuru yazılı ise imza,

b) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için T.C. kimlik numarası, yabancılar için uyruğu, pasaport numarası veya varsa kimlik numarası,

c) Tebligata esas yerleşim yeri veya iş yeri adresi,

ç) Varsa bildirime esas elektronik posta adresi, telefon ve faks numarası,

d) Talep konusu,

bulunması zorunludur.

(3) Konuya ilişkin bilgi ve belgeler başvuruya eklenir.

(4) Yazılı başvurularda, veri sorumlusuna veya temsilcisine evrakın tebliğ edildiği tarih, başvuru tarihidir.

(5) Diğer yöntemlerle yapılan başvurularda; başvurunun veri sorumlusuna ulaştığı tarih, başvuru tarihidir.

 

Şimdi oldu. Buyrun Örnek Başvuru şu şekilde:

 

 

Filan Bank/ Falan Telekom/Feşmekan Kargo Genel Müdürlüğüne,

İstanbul

Konu: KVKK Kapsamında Bilgi Talebi

 

Sayın İlgili,

29677 numaralı kanun gereği kişilerin  “kendileriyle ilgili kişisel verilerin işlenip işlenmediğini öğrenmek, işlenmişse bunları talep etmek, verinin muhtevasının eksik veya yanlış olması halinde bunların düzeltilmesini, hukuka aykırı olması halinde ise silinmesini, yok edilmesini ve buna göre yapılacak işlemlerin verilerin açıklandığı üçüncü kişilere bildirilmesini ve verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zararlarının giderilmesini talep etme hakları” bulunmaktadır.

Bu hakka dayanarak, aşağıda adı ve adresi bulunan şahsımın, şirketinizle olan geçmiş tüm yazışma, telefon görüşmesi, internet formları ve benzeri şekillerde toplanarak oluşturulmuş veri tabanında bulunan kişisel verilerime erişiminize vermiş olabileceğim rızamı, bugünden itibaren kaldırıyorum. İznim alınarak yahut iznim olmaksızın elde edilmiş, saklanmış, işlenmiş ve üçüncü kişilere açıklanmış tüm verilerimin silinmesini; kullanılmış verilerimle ilgili doğabilecek her türlü zararımın tazmini saklı kalmak üzere, talep ediyorum.

Gereğinin yapılarak, mezkûr kanunun ilgili maddesi uyarınca tarafıma 30 gün içersinde yazılı olarak bilgi verilmesini rica ederim.

Saygılarımla

 

TC Kimlik

Ad, soyad

İmza

Adres:

 

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, bilgisayar, facebook, internet, soruyorum, şikayetlerim

Meclis-i İnsan / Akıl akıldan üstündür

Orijinali Meclis-i Mebusan yani mebuslar meclisi. Mebus=gonderilen anlamında.

Kanun yapıcı.

Yasama-Yürütme-Yargı esaslarından ilki meclisin görevidir.

Yasa yapabilmek için partilere ve seçimlere ihtiyacımız yok. Bu kadar tantana tamamen boş. Herhangi bir konuda kanun yapmak için wikipedi/forum/sözlük/online dilekçe servisi anlamında (petition) sistemini niye kullanmıyoruz?  Bu konuda enteresan ve yararlı fikirleri olan insanlar bunu ortaya koysa ve çoğunluk tarafından doğru bulunursa yasalaşsa en mantıklısı olmaz mı?

Fikir sunmak için hiç bir limit yok. 3 yaş ve üzeri herkes fikrini beyan edebilmeli. Tam bir özgürlük.

Fikir tartışmak için ufak bir yeterlilik düzeyi olmalı. Lise mezunu mesela. Konunun ilgilisi ve bilgilisi olma sertifikası mesela.. Adam gibi tartışmadan bahsediyorum. Artıları eksileri gerekçeleri ile konuşulacak; “o öyle olmaz mal mısın?” diye değil. Belki de en önemli fikir özürlü birinden gelecek, ilgili yerlere ulaşamayacak durumda yatalak olan biri belki de dünya tarihini değiştirebilecek ehemmiyette bir fikir sunacak..

Fikri kanunlaştırabilmek için biraz daha yüksek düzey bilgi şart koşulmalı. Hukuk ve uluslararası ilişkiler alanlarına hakim olmak, ilgili konuda bir üniversite doktorası sahibi olmak gibi.

Cep telefonları üzerine açılmış binlerce sayfa forum var ve insanlar kendi telefonlarını ilgilendiren konu oldu mu girip oralara bakıyorlar. Güncelleme geldi mi, dil desteği var mı, kaç ge? her konu internette çözülüp bağlanırken çok daha önemli olan hayatımız hakkında niye birkaç yüz tanımadığımız adamın kravat takıp kafalarına göre kanunlar yazıp bozmasına izin veriyoruz??

 

Bunu denemek mümkün. Muhtarlık seviyesinde/Belediye seviyesinde de olsa buna başlamamız şart. Halk kendi kararlarını kendisi vermeli.

Yorum bırakın

Filed under internet, soruyorum

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu/Güvenlik Endişesi / Paranoya sınırı

Denizbank’la bir işim var. Kredi diyelim. Krediyi vermek için benden bir dolu form imzalamamı istediler, aradan bir tanesini görünce durdum. Üzerinde muvafakatname yazılı. Onay verme anlamına geliyor. Neye onay verdiğimi merak ettim okudum. 

İMZALARSAM:

Banka A’dan Z’ye her türlü bilgimi {KİŞİSEL + FİNANSAL + MALİ  bilgilerimi yani..} alabilirmiş; 

Nereden alabilirmiş? {“kredi kayıt bürosu, Türkiye bankalar birliği risk merkezi, sosyal güvenlik kurumu, finansal kuruluşlar DAHİL kamu özel tüzel kişiler” yazılı. Bizzat bu yazının okuru olarak siz de dahilsiniz yani}

Ne yapabilirmiş?

ulaşmayı, talepte bulunmayı almayı, işlemeyi, öğrenilen her türlü bilgimin banka ana hissedarı (bir rus şirketi ki adını bile duymadım haliyle) ve iştirakleriyle (HANGİ İŞTİRAKLER????) paylaşmasına izin veriyormuşum.

Niye vereyim? Sebep ne?? Asla vermem.

Daha üç beş zaman oldu aptal saptal insanlar darbelenmeye kalktılar, kaç  kişi bunlar yüzünden işsiz okulsuz kaldı, hapse girip çıktı, sırf bankasında hesabı var diye adı FETÖ’cüye çıktı.Allah muhafaza. 

Dakika başı yok apple verileri hackleniyor yok saglık sistemi verileri internete düşüyor zaten hiç bir şeyin güvenliği yok bir de kendi elimle onay mı vereceğim?

Ben bu riski almak istemiyorum. Avukat lazım.  Bilişim Suçları kanunlarımız / unutulma haklarımız ne durumda ki? 

 

Kişisel Verilerin Korunması Kanununu incelemek için: Adalet bakanlığı

 

Koç Holding’in yayınladığı KOÇ HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİ AYDINLATMA METNİ çok mantıklı geldi bu da burada dursun:

Kişisel Veri Sahibinin KVK Kanunu’nun 11. maddesinde Sayılan Hakları
Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, işbu Aydınlatma Metni’nde aşağıda düzenlenen yöntemlerle Şirketimize iletmeniz durumunda Şirketimiz talebin niteliğine göre talebi en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, Kişisel Verileri Koruma Kurulunca bir ücret öngörülmesi halinde, Şirketimiz tarafından belirlenen tarifedeki ücret alınacaktır. Bu kapsamda kişisel veri sahipleri;

• Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme,
• Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
• Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
• Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• KVK Kanunu’nun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
• Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahiptir.

12/04/2017 editi:

Bir zamanlar feysbuk’u kasıp kavuran Mark Zuckenberg’in uykularını kaçıran:

“RESMILEŞTI DİKKAT!!!T.C. Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 16.02.2016 tarih ve 69471265-010-06/1955 sayılı Milli Güvenliği tehdit eden örgüt ve yapılarla irtibatlı kamu çalışanları hakkındaki Genelge (2016/4) Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Ayrıca MİT Müsteşarlığı Sosyal Ağ Bildirgesi doğrultusunda Facebook’un güvenlik açığından ötürü hesabım üzerinde bulunan tüm verilerimin (IP, fotoğraflarım, paylaşımlarım vs.) çarpıtma yolu ve yasa dışı bir şekilde sahte kişilerce kullanılmasından ve doğabilecek tüm zararlardan ilgili Türk Ceza Kanunu maddeleri gereğince Facebook sorumludur. Bu hesabımdan başka bir hesabım olmadığını bildirir ve gereğinin buna göre yapılmasını tarafınıza arz ederim.NOT: PAYLASMAYIN DUVARINIZA YAPISTIRIN.”

salaklığı

ya da google play’de “Adıma yapılacak herhangi bir işlemden google play sorumludur.” angutluğu kadar şuna dikkat çekemedim ya ona da şaşırıyorum desem yalan. çünkü durumunuz yoktu okumadınız biliyorum…

9 Yorum

Filed under güvenli hayat, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

Bak! İyi bak ve unutma! -ii-

 

-devam-

Gel zaman git zaman tv-renkli tv-video-video kaset kiralama dükkanları-betamaks mı vehase mi muhabbetleri aldı yürüdü 80’lerde. Almancılar oluk oluk film akıttılar ülkeye. Şaban filmleri de miki filmleri de oralardan buralara geldi.

Ben universite icin evden ayrildigimda (1990) yilbasi tatili icin eve dondugum uc ay sonraya kadar evdeki toplam 5 tuslu videoyu calistiramamisti bizimkiler. 

TV’deki bazi yarismalara katildim bir donem. Simdi adini bile hatirlamadigim bir TRT yarismasi.. Ozkan Ugur’un Agirliginca Altin yarismasi.. 2003’te Metin Uca’nin Passaparola’si… Iste onu kaydetmenin tek yolu bir video sahibi olmakti. Gittim ikinci el bir video aldim. Dvd-hd-3d jet gibi girdi ondan sonra hayatimiza. Gecen hafta elektronik atik olarak geri donusume teslim edildi adi gecen video. Tv’mizle beraber. Cok sukur aptal kutusundan kurtulduk. 

Doksanlar jet gibi geçti, ikibinler uzay çağı olacak derlerdi, tamamen internet çağı oldu. Günümüzde her dilde her bilgiye ulaşabiliyorum. Binbir çeşit saçma sapan yalan bilgiyi de elemek gerekiyor ama er geç aradığımı buluyorum. İstediğim ülkenin sokaklarında istediğim müzenin koridorlarında turlar atmama hiç bir engel yok. Dünya avcumda!

Aradığım her konuda hiç üşenmeyip video çeken insanlar da var. Bir şeyleri adım adım görerek öğrenmek istediğimde video izliyorum ancak bu çok nadir olan bir şey. İnsan faktöründen arınmış ve tam istediğim bilgiyi veren google benim için çok daha iyi. CTRL+F ile ayı kadar metin içinde nokta atışı yapabilirken, 4 dakikalık videonun kimbilir hangi saniyesini görebilmek için tamamını izleyemeyecek kadar bunalan bir insanım. Bu yüzden kendime bir video kanalı kurmayıp bloga devam ediyorum. Beri yandan, küçüklüğümden beri spiker olma hayaliyle yanıp tutuştuğumdan kafamdakileri konuşabileceğim bir kanala da ihtiyacım var. Bilemiyorum, neden olmasın ki?

Her eve sanal gerçeklik gözlükleri ve hologram filmler girdi artık. Ve artık “daha neler” diyeceğimiz şeyler elli yılda bir değil elli günde bir çıkmakta.

Bu beni heyecanlandırıyor.

Bir yandan da neredeyse bir ömür süresince fotoğraf makinesinden holograma uzanan teknoloji tarihini yaşamış insanlar olarak küçüklere bazı şeyleri öğretmeye vakit kalmamasından şikayetçiyim.

Olayları yaşamak yerine kısa sürede unutulup yok olacak kayıtlara alıyorlar. Canlı olarak izlemek yerine pozunu verip fotoğrafını çekiyorlar ve bir daha bakmadıkları bir sosyal medya ortamına kaydedip, laykını alıp ilerliyorlar. “Fotoğraf aldırmak” deyiminden habersizler ve “nasılsa gugılda var” diyerek hiç birşeyleri öğrenmiyorlar. Patlıcanı görünce “gözü açılmadık sığırcık yavrusu” hashtagıyla paylaşmaları an meselesi.

Sorunlar kendi çözümlerini de getirir. Ya beyinler ve vücutlar dumura uğrayacak (Wall-E) ya da sanal ortamda varlığımızı sürdüreceğiz (Surrogates). Gelecek gelene kadar, bakın ve görün. Beyniniz kaç terabayt farkında mısınız ?

 

Bu yazıyı yazdım çünkü Kodak filmli makineyi üretmeyi bıraktıktan sonra, ikinci bir milat da Martta Sony’nin video kaset üretmeyi durdurması oldu. Son video cihazı da Temmuzda üretildi ve o firma da kapılarını kapadı.

Eski teknoloji bozulmazdı, tamir de edilebilirdi. Şimdi tüketim maddesi halinde..

 

http://www.mirror.co.uk/tech/last-video-player-made-look-8475325
Teknolojiyi uretemeyen bir ulkeyiz. Yakinda anlayamayan bir ulke olacagiz. Maymuna evriliyoruz ve o kadar basitlesti ki gencler, olayi rahat kabulleniyor. Kulakligi takan uyusuyor. 

Egitim onemli de.. neyin egitimi arkadas? Ful egitimde gencler. Ogrendikleri bir sey yok. “Yazlari sicak ve kurak” asamasinda hala. 

Er gec bir kirilma yasanacak. Er gec onder bir grup cikip “dur” diyecek. Biliyorum cunku genclige hitabe’de Ataturk’un belirttigi bir gercek var. Muhtac oldugumuz guc ICIMIZDE. 

Yorum bırakın

Filed under insan olmak, internet, OKUL, soruyorum

Tek tip kimlik olsa ya…

Hafif.org’a zamanında yazdığım yazıları sitenin kapanması nedeniyle buraya aktaralım bari.

 

| 04 Mayıs 2007 13:39

Dün eniştem gelirken, polis çevirmesi varmış. Ehliyet sormuşlar, evde demiş. Ruhsatını almışlar…

Esasen, ehliyeti niye taşıyoruz? Ben sınavı geçmiş, ehliyetimi almışım. Ehil biriyim. Neden belge gezdireyim ki? Bir yerlerde kaydım vardır mutlaka… Merak eden araştırır bulur.

Ehliyetsiz araç kullanmak mümkün. Ehliyetim kontak anahtarı değil ki…

Ben ilkokulu da bitirdim. Ama her gittiğim yere diplomamı taşımıyorum. Mezunum dedim mi mezunum…

Niye bilmem, bu evrak merakı bitmedi gitti.
Olması gereken şey, nüfus cüzdanında bir kutucuk. Nasıl “kan grubu”, “medeni hali” yazıyorsa, “ehliyeti” kutucuğu olacak, o kutucukta, mesela benim için bir adet B harfi yer alacak o kadar…
O ehliyetin üzerinde polisin görmesi gereken ne var ki? Fotoğrafım mı? Nüfus cüzdanımda var… Keza biri bana ruhsatı izah etsin…

Nüfus cüzdanı da ehliyet boyutuna gelmeli. Cüzdana sığmalı. Kalınca olmalı ki uzun süre dayansın.. PVC’lenmiş karton bir ayda haşat oluyor…Üzerinde barkod olmalı. Nasıl vergi kimlik numarası ile vatandaşlık numarası birleştiyse aynı onun gibi, sağlık numarası da aynısı olmalı (ssk/bağ-kur vb numaralarımız var ya..)Ehliyet sınavına giren ve geçenin kimliğinde “ehliyeti” bölümündeki X işareti kaldırılır ve B yazılır. Olur biter.Bu durumda, polis ve ilgili herkes, bir barkod okuyucu ve bir de genel program ile, karşısındaki kişinin ehliyeti var mı yok mu anlar. Nedir ki?

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under araba, Diğer, saçmasapanlıklar, soruyorum

Bir an bile beklemeyin

Google Play’den oyun indirip oynuyorum. En sık gördüğüm yorum:

“Bir yıldız verdim çünkü oyun İngilizce”

“Türkçe dil desteği istiyorum”

“Türkçe olsa belki oynardım ama siliyorum”

 

Bir şeyi bulup geliştiren adam onu elbette kendi dilinde yapar.

İlk aşama olarak her gün bir kelime öğrenseniz bir yılda 300 kelime eder. En sık kullandığınız 10 kelimeyi bir yere not edin, karşılığını yazın. Öğrenmeye başlayın. Kaç yaşında olursanız olun her gün 3 yeni şey öğrenin. Biri de yabancı bir dilde bir kelime olsun.

Kezâ diziler filmler.. “Türkçe alt yazı malum ortamlara düşmeden” izleyemiyorlar. Lise mezunu herhangi bir insan bir diziyi izleyemiyorsa burada bir ayıp vardır. Okula “not” için gidip gelen ve sadece takılan gençler olarak birşeyler öğrenmemeniz normal aslında.

Öğrenin.

İkinci aşama: daha iyisini Türkçe üretin/yapın/kodlayın/çekin/yazın. Millet sizin dilinize mecbur olsun. Gurura bak.


Dünya dev bir şehir gibi. Milli giysiler, yemekler, etiketler, saç kesimleri bile siliniyor. En kuytu köşelere giriyor internet ve insanlar ticaret kolaylaştıkça kendilerine dayatılan gibi değil istedikleri gibi yaşamaya başlıyorlar.

Herkes bir kot bir t-şortla bir spor ayakkabı ile takılıyor. BİR oluyoruz. Bu arada vırt zırt söylendiği gibi “kültürel erozyon” ivmeli olarak ilerliyor. Kendimizi, dilimizi ve adetlerimizi yitiriyoruz. Gelişmenin bedeli. olsa yine iyi. Gelişemiyoruz da.

Kendi müfredatım.. :

1. Türkçe. Tarihte Türkler ve Türkçe eserler kısaca özetlendikten sonra.. 1900-2000 arası yayınlanmış herşey burada incelenmek zorunda. Büyük Türkçe Sözlük baştan aşağı okunup öğrenilecek.

2. Dünya (hem ülkeler coğrafyası hem yıldızlar ve güneş sistemi)

(çevre,yabancı diller,genel görgü vb) bir tür sosyal bilgiler.

3. Matematik. Temel matematik. İlerisini öğrenmek isteyen o dersi ayrıca alır. 4 işlem, oran-orantı(tek bilinmeyenli denklem) ve yüzde hesapları yeterli.

4. Bilişim. Cihazlar vasıtasıyla iletişim ve bilgi edinme.

5. Spor ve sosyalleşme

6. Müzik ve dans

7. Sanat ve tasarım.

8. İnanç eğitimi sadece ailede verilmelidir. Tek bir kitabımız var, tek bir uygulama ve açıklama kitabı yazılıp bütün kavram kargaşasını sadeleştirmek ve oradan ilerlemek lazım.

Belki devamını da yazarım.

Yorumlarınızı bilmek istiyorum. Bugün sıradan bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için gereken neler var?

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, Diğer, internet, soruyorum, şikayetlerim