Category Archives: şikayetlerim

Haylazium Rezidans

Tam bizim evin karşısına Avaoğlu Haylazyum Hipter Rezidans (toki konutu kilikli dimdik bina bi numarası yok ama süslü püslü olunca….rezidans. pabucumun rezidansı) dikiyorlar.

Diksinler amenna, er geç bizim site de kentsel dönüşüme girecek, biz de vurcaz voliyi-ehem- neyse; dikiyorlar dikmesine de, bazı pürüzler var. En baş pürüz de bendenizim.

Şimdik, inşaat gürültüsü çevreye zarar verdiğinden kelli, mesai saatlerinde olabiliyor. bilemedin gün batımında yani maksimum saat 19:00’da paydos etmeleri lazım.

Bi inşaatta iki çeşit gürültü var. Birincisi yıkım/hafriyat gürültüsü. Eski binanın yıkılması, zaman zaman balyozla zaman zaman kepçeyle devam etmekte, epeyce de kafa şişirmekte. O bitince o yıktıkları molozu kocaman sarı moloz taşıma kamyonlarına yine kepçeyle doldurup cehennemin dibine götürüyorlar. O kamyonların sol şeritte 120 basıp gitmeleri kadar ürkünç bir şey yok. Allah muhafaza, rüzgarından sarsılıyor benim araba.

Kepçenin gürültüsü, kamyonun manevrası, yüklenen beton molozun dangırtısı er geç bitiyor, temel kazılıyor. O daha sessiz. Nispeten.

Sonra inşaata beton dökülüyor ki mikser gürültüsü ile pompa dandandanı bir arada. Bayağı asap bozucu, sinir yorucu bir sesle devam. Zavallı işçiler nasıl dayanıyorlar bilmiyorum ama resitensin üç tarafındaki bizim binalarda dayanılır hal kalmadı.

Birincisi, ne bahceye ne balkona çıkılmıyor, sürekli toz yağıyor. Camlar leş gibi, pimapenler sapsarı, denizlikler kumsal. Yazın günü camlar açık evin tozu talazı bitmiyor ve yepyeni perdelerim de pert oldu.

Ha bu amcalar bi de biz bunca gürültü yapıyoruz ama potansiyel yüksek biraz daha gürüldeyelim nütfeen diye valilikten izin almışlar.

Valiliğin gerekçeli kararı : “yapının inşaat faaliyetine, şehir içi gündüz trafiğini olumsuz etkilediğinden dolayı ilgili yönetmelikte belirtilen sınırlamalara uymak kaydıyla beton dökümü ve hafriyat nakli işlerinde xx.xx.2018 tarihine kadar saat 19:00-24:00 arası çalışma izni verilmiştir”

Gündüz trafiğine olumsuz etkisi var demek? Niye gündüz çalışıyorlar peki? Trafiği olumsuz olumsuz rezil ediyorlar üstelik yakın caddede haftada bir gün de pazar var, sağım solum önüm arkam trafik. (hele bir ara yan sokakta da iski kazısı vardı, var ya labirent gibi, evimize giremiyoruz)

NEÜY? gece yarısına kadar bam güm devam ha? Vali bey “ya sayı bilmiyor ya dayak yememiş” diye bir fıkra var hani. Şu an bir yandan bu izni iptal ettirmeye çalışıyorum bir yandan da inşaat firmasına tazminat davası açacağım. Civarda ne kadar kiracı varsa kaçtı, ev sahipleri zararda. Pisliğinden yıldık, komşular zararda. Gürültü bitirdi ne uyku kaldı ne huzur kaldı, hastası var yaşlısı var bebeği var, ders çalışan teog lys öğrencisi var, hepimiz maddi manevi zarardayız.

SUÇ İŞLİYORLAR.

Bunu yanlarına koymayacağım. Eyle duvar üzerinde “çivriyi virdiğimiz zirir için kisiri bikmiyin” yazmayla olmuyor.

NOT: civarınızda benzer bir inşaat varsa, çalışma saatini bir dakika bile geçse önce zabıtaya sonra polise şikayet edebilirsiniz, ikisi de gelip beşer bin lira ceza kesiyorlar :)))

 

Reklamlar

1 Yorum

Filed under çevre, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

İstenmeyen sms’lere ceza!

Taa fi tarihinde bir magazanın indirim kartını alabilmek için form dolduruyorsunuz, ondan sonra cep telefonu numaranızı elden ele gezdirmeye başlıyorlar. Toplu olarak satılıyor bu numaralar.

Zamanında Serdar Kuzuloğlu’nun yazdığı bir yazıyı buradan okumanızı rica ediyorum. İnsanlar özelliklerine göre paketlenmiş ve bilgileri satışa hazır halde bekletilmekte. Bu da bir sektör.

İnanılmaz miktarda istenmeyen sms alıyorum. Okullar, oteller, hastaneler, kumar siteleri?? Bunlardan kurtulmak için çok şey denedim. Reelde işe yarar tek yöntem şikayet etmek.

İhbar Web

5651 sayılı yasanın 8. maddesinde yer alan İntihara yonlendirme, cocukların cinsel istismarı, uyusturucu madde kullanılmasını kolaylaştırma, sağlık için zararlı madde temini, müstehcenlik, fuhus, kumar oynanması için yer ve imkan sağlama, ve Atatürk aleyhine işlenen suçlar buraya duyrulabiliyor.

TİSS (Ticari elektronik ileti şikayet sistemi)

Buraya e-devlet şifrenizle girip işlem yapıyorsunuz.

Sadece ticari amaçlarla gönderilen elektronik iletiler hakkında şikayet başvurusu yapılmalıdır. (yani belediyenin bilmemkimin sms’leri sayılmıyor) 

Kanun yürürlük tarihi olan 01.05.2015’den önce doğrudan mal veya hizmet teminine yönelik işlemler sırasında elektronik iletişim adresinizi vermiş olmanız halinde, ticari elektronik ileti gönderimi için onay verdiğiniz kabul edileceğinden bu tür iletiler için öncelikle reddetme hakkı kullanılmalıdır.

Şikayet başvurusunda bulunulması halinde bu şikayetlerin daha sonradan geri alınması mümkün değildir.

 

Uyarılarını geçip ilerliyorsunuz. Bir forma iletiyi gönderen telefon numarası ya da başlık giriyorsunuz. Aşağıdaki şikayetlerden birini ya da birkaçını seçip şikayeti oluşturuyorsunuz. Ekran görüntüsü de gönderebilirsiniz.

Ticari elektronik ileti onayım olmadan gönderilmektedir.

Ticari elektronik iletide gönderenin tanınabilir olmasını sağlayacak bilgiler bulunmamaktadır. (İletişim bilgileri, ticaret unvanı, marka veya işletme adı vs.)

Ticari elektronik iletide ret bildiriminin yapılmasına ilişkin teknik bir imkan sunulmamıştır.

Ret bildirimimden itibaren 3 iş günü geçmesine rağmen ticari elektronik ileti gönderilmeye devam edilmektedir.

İndirim ve promosyonlar hakkında gelen iletinin içeriğinde katılıma ve faydalanma şartlarına dair detaylı bilgiler veya bu bilgilere ulaşabileceğim yönlendirme adresleri bulunmamaktadır.

Bugünkü şikayetim şu sms oldu:

INTERNETE YUKSEK FATURALARA SON. VODAFONE LIMITSIZ TELEFONSUZ INTERNET SADECE 49 TL.24 AY SABIT FIYAT DETAYLAR ICIN LUTFEN ARAYINIZ 0216 xxx xxxx B141

Onayladığımda çıkan yazı:

Başvurunuz başarı ile alınmıştır. Şikâyet sürecinizi, tiss.gtb.gov.tr adresinden T.C. kimlik numaranızla sisteme giriş yaparak takip etmeniz gerekmekte olup, ayrıca tarafınıza bildirim yapılmayacaktır.

21 mayısta yaptığım şikayet ise “Göndericisi Tespit Edildi/İl Müd.Havale Edildi.” mesajıyla ilerlemiş bile.

Hadi bakalım.

 

1 Yorum

Filed under şikayetlerim

İnşaat gürültüsü ile mücadelem

Evimizin karşısına yapılan dev konut inşaatı yüzünden gece yarısına kadar uykusuz kalıyoruz.

Önce belediyeye şikayet ettim. “Valilikten izinliler” dendi. Vali kendi evinin önündeki inşaata izin versin. Kızdım.

Geçen ay Bimer’e şikayet ettim.

Bimer de bana

“İstanbul Valiliği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünden alınan xxxxx adresinde bulunan yapının inşaat faaliyetine, şehir içi gündüz trafiğini olumsuz etkilediğinden dolayı ilgili yönetmelikte belirtilen sınırlamalara uymak kaydıyla beton dökümü ve hafriyat nakli işlerinde 04.04.2018 tarihine kadar saat 19:00-24:00 arası çalışma izni verilmiştir. Bilgilerinize sunulur.”

yazdı.. Bir yıl boyunca adamlar gece yarısına kadar hafriyat yapıp beton dökebilirlermiş??!!

Yeni bir şikayette bulundum :

Sayın İlgili,
xxx  numaralı şikayetime cevaben yazdığınız mesaj elime geçti. İlginize teşekkür ederim.

Şimdiki durumda yeni sorularım ve şikayetlerim var. Yapının inşaat faaliyeti gündüz de sürmekte. Bu durumda gündüz trafiğini olumsuz etkilememesi açısından gündüz faaliyetleri neden durdurulmadı?
İlgili yönetmelik hangisidir ve sınırlamaları nelerdir?
Saat 24:00’e kadar inşaat çalışması çevresel huzuru bozmakta ve sokak sakinleri olarak hepimizi rahatsız etmektedir. Bu saat kesinlikle kabul edilebilir bir saat değildir. On metre ilerinizde kesintisiz olarak bu kadar gürültü yapılması zaten bütün gün çalışmış ve evinde dinlenmeye çalışan insanlara eziyettir. Gerekli olursa bir imza kampanyası yapmaya ve toplu şikayet dilekçesi vermeye hazırım. Bu saatin hiç olmazsa 21:00’e çekilmesi ile ilgili olarak valiliğe ve tarafınıza başvurumun değerlendirilmesini ve çalışma izni saatinin tekrar düzenlenmesini arz ederim.

Hadi bakalım. Ben bu gürültüyü çekemem!

2 Yorum

Filed under Diğer, şikayetlerim

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu/Güvenlik Endişesi / Paranoya sınırı

Denizbank’la bir işim var. Kredi diyelim. Krediyi vermek için benden bir dolu form imzalamamı istediler, aradan bir tanesini görünce durdum. Üzerinde muvafakatname yazılı. Onay verme anlamına geliyor. Neye onay verdiğimi merak ettim okudum. 

İMZALARSAM:

Banka A’dan Z’ye her türlü bilgimi {KİŞİSEL + FİNANSAL + MALİ  bilgilerimi yani..} alabilirmiş; 

Nereden alabilirmiş? {“kredi kayıt bürosu, Türkiye bankalar birliği risk merkezi, sosyal güvenlik kurumu, finansal kuruluşlar DAHİL kamu özel tüzel kişiler” yazılı. Bizzat bu yazının okuru olarak siz de dahilsiniz yani}

Ne yapabilirmiş?

ulaşmayı, talepte bulunmayı almayı, işlemeyi, öğrenilen her türlü bilgimin banka ana hissedarı (bir rus şirketi ki adını bile duymadım haliyle) ve iştirakleriyle (HANGİ İŞTİRAKLER????) paylaşmasına izin veriyormuşum.

Niye vereyim? Sebep ne?? Asla vermem.

Daha üç beş zaman oldu aptal saptal insanlar darbelenmeye kalktılar, kaç  kişi bunlar yüzünden işsiz okulsuz kaldı, hapse girip çıktı, sırf bankasında hesabı var diye adı FETÖ’cüye çıktı.Allah muhafaza. 

Dakika başı yok apple verileri hackleniyor yok saglık sistemi verileri internete düşüyor zaten hiç bir şeyin güvenliği yok bir de kendi elimle onay mı vereceğim?

Ben bu riski almak istemiyorum. Avukat lazım.  Bilişim Suçları kanunlarımız / unutulma haklarımız ne durumda ki? 

 

Kişisel Verilerin Korunması Kanununu incelemek için: Adalet bakanlığı

 

Koç Holding’in yayınladığı KOÇ HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİ AYDINLATMA METNİ çok mantıklı geldi bu da burada dursun:

Kişisel Veri Sahibinin KVK Kanunu’nun 11. maddesinde Sayılan Hakları
Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, işbu Aydınlatma Metni’nde aşağıda düzenlenen yöntemlerle Şirketimize iletmeniz durumunda Şirketimiz talebin niteliğine göre talebi en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, Kişisel Verileri Koruma Kurulunca bir ücret öngörülmesi halinde, Şirketimiz tarafından belirlenen tarifedeki ücret alınacaktır. Bu kapsamda kişisel veri sahipleri;

• Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme,
• Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
• Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
• Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• KVK Kanunu’nun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
• Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahiptir.

12/04/2017 editi:

Bir zamanlar feysbuk’u kasıp kavuran Mark Zuckenberg’in uykularını kaçıran:

“RESMILEŞTI DİKKAT!!!T.C. Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 16.02.2016 tarih ve 69471265-010-06/1955 sayılı Milli Güvenliği tehdit eden örgüt ve yapılarla irtibatlı kamu çalışanları hakkındaki Genelge (2016/4) Resmi Gazetede yayınlanmıştır. Ayrıca MİT Müsteşarlığı Sosyal Ağ Bildirgesi doğrultusunda Facebook’un güvenlik açığından ötürü hesabım üzerinde bulunan tüm verilerimin (IP, fotoğraflarım, paylaşımlarım vs.) çarpıtma yolu ve yasa dışı bir şekilde sahte kişilerce kullanılmasından ve doğabilecek tüm zararlardan ilgili Türk Ceza Kanunu maddeleri gereğince Facebook sorumludur. Bu hesabımdan başka bir hesabım olmadığını bildirir ve gereğinin buna göre yapılmasını tarafınıza arz ederim.NOT: PAYLASMAYIN DUVARINIZA YAPISTIRIN.”

salaklığı

ya da google play’de “Adıma yapılacak herhangi bir işlemden google play sorumludur.” angutluğu kadar şuna dikkat çekemedim ya ona da şaşırıyorum desem yalan. çünkü durumunuz yoktu okumadınız biliyorum…

9 Yorum

Filed under güvenli hayat, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

Hiç Anlamadın Deli İnsan -ii-

Zamanında, 60’ların meşhur bir Türk şairi..

İntihar eğilimli, depresif, sorunlu bir insan. Zaten şair dediğin sorunlu olacak, his filan hissedecek (düz kadın ipeyk..benim için şiir divan edebiyatıdır. kendi matematiği müziği olan şiirlerdir.) Sokaklarda mahzun ve müseyin gezerken adamın biri gelir kendisine “hemşerim saat kaç acaba?” diyerek saati sorar.

Bu şairimiz ağır sinirlenir. Çünkü saat sormak yankesicilerin en bayağı numarasıdır, saftirik taşralılara saat sorar, adamın saatinin yerini beller, iki dakika sonra da bir biçimde yürütür.

“Ben saf mıyım? Enayi gibi mi duruyorum? Söğüşlenecek tip mi var bende? Saat sorulacak adam mıyım hüleayn” diyerek bi daha intihara teşebbüs eder. Kısa bir süre Bakırköy bîmârhânesinde müşahadede tutulur.

Bu bağlamda, adama hak vermemek mümkün değil.

Çünkü işin aslını biliyorsunuz artık. Olayın başına, tarihine ve adamın düşüncelerine aşinasınız.

Tek cümleyle birine özetlesen; “adama saati sormuşlar intihar etmiş”.. anlamaz kimse.

*-*-*-*-*-*-*-*-*-*

Başlığın kısaltması “HADİ”.

Hadileyerek yaşam sürdürmek beni süründürüyor. Hadi canım. Hadi. Hadi gülüm, hadi bir tanem, hadi kızım, hadi oğlum, hadi bey..Hadi kardeş/birader/kanka/gülüm/aşkım/bebeğim/evladım…..

Bir şeyi bir kere söyleyince iyi.

“Bu kürdanı buraya koyma”

İkincide, tamam diyorum insanlık hali.. “Hadi” giriyor devreye.

Üçüncü.. ÜÇYÜZ???!!!!! ÜÇBİN!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Deliriyorum. Öfke bir alev gibi fışkırıyor.

“BİR kürdan için bu kadar kızılır mı?”

Lan. konu. 1. kürdan. de. ğil!

Binlerce kürdan! Bin kere söylenmiş bin farklı kürdan konusu binbir olunca bardak taştı işte. BU kürdan değil genel olarak KÜRDAN KONUSU. Tansiyonum fırlıyor, elimde silah filan olsa vururum kesin. Öyle kararıyor gözüm.

Ve bunun gibi 1001 konuda 1001 şeye sinirleniyorum. Çok birikti. Çok fena ve fazla birikti.

Ve hatta şu da var,

 

En son gayet huzurlu başlayan kısa bir telefon görüşmesinin sonunda tansiyonum 16’yı geçti burnumdan kan akmaya başladı. Ne zorum var benim? Baktım olmuyor bakmıyorum. Yazık bana, ölmemeye gayret etmem lazım.

İnsanlar şu ya da bu şekilde, beni Bakırköylük edecekler bir gün. Mars’a gidem ben.

 

 

(Gözünü açtığın andan itibaren aksaklıklar, inanılmaz salaklıklar yağmur gibi yağıyor, ister istemez beyin kanamasından ölmemek için öfke kontrolü ve sabır öğrenmek zorunda kalıyorsun. Trafik başta olmak üzere, pekala mantıkla çözülecek hatta baştan mantık kullanılsa hiç ortaya çıkmayacak bir çok mini mini sorun insanlar tarafından düzenli olarak, aynı anda ve sürekli yaratılarak devasa bir çığ gibi maruz bırakıldırılıyor. evet ben uydurdum. sonra ipeyk niye sinirli.)

 

1 Yorum

Filed under aile, çevre, çocuk, insan olmak, kültür, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

“biz bebek yapabiliyoruz, ya siz?”

Hafif.org’a zamanında yazdığım yazıları sitenin kapanması nedeniyle buraya aktaralım bari.

12 Aralık 2006 16:40

“biz bebek yaptık,hadi bakalım,senin var mııı?” demek değil bu!

Bey yazmaya elim varmıyor ama, ŞÖFER beyler, biz diğer sürücülerin arabalarımızın arka camına astığımız baklava dilimi şeklindeki sarı levhada “BABY ON BOARD ” yazıyor ya ecnebice; (ben bir de “bebek var” çıkartması yapıştırdım, okuma bilebilenler için!) o demektir ki, “ARABADA BEBEK VAR “.

O sarı baklava dilimindeki yazıda geçen “baby” kelimesini anlamadın madem, az dikkat etsen Türkçesi de öbür köşede yazılı: “BEBEK VAR” güzel kardeşim. Bu bizim üreme yeteneğine sahip olduğumuzun bildirisi değil.

Gerçekten bebek var ve sen arkamda kornanı anırtınca korkabiliyor masum…Sabırlı olun, dibimize sokulup kornanıza abanmayin; Rabbim bize de göz vermiş, görüyoruz elbet, ilerleme fırsatı olsa ilerleyeceğiz, sizin önünüzü tıkamak gibi bir sabah sporumuz yok bizim.Biz de işimize gücümüze gidiyoruz.

Sen aracına memleketinle, sevdiklerinle, takımınla, inançlarınla ilgili muhtelif şeyler yapıştırmasını biliyorsun ya, bizler de bunu yapıştırdık…Sinirlendirmeyin beni.

Haa, bir de…Diğer şehirlerde nasıl bilmiyorum ama özellikle İstanbul minibüs şöförlerinin –daha açıkçası Anadolu yakası minibüsçülerinin- trafikte hiç bir şeye aldırmamalarına deli oluyorum. Ne kırmızı ışık, ne dönülmez işareti.. Hiç bir şeyi tanımazlar.

Yol keser, yol vermezler. Trafiği aksatma kaygısı duymadan caddenin tam ortasında durup, yolcu indirir bindirirler.

Sağa, kaldırıma yanaşsa arkada bekleyenler geçip gidebilecek. Ama ne lüzumu var? Beyefendi tekrardan sol şeride geçme zahmetine girmemek için ortada durur, işi bitince devam eder gider.

Ha, kaldırımda dikilenlere uyguladıkları taciz de iğrençtir. Taa uzaktan selektör yapıp yaklaştıkça da hız azaltmaya ve korna çalmaya başlarlar. Kaldırımdaki kişi salak olduğundan gelenin minibüs mü deve mi olduğunu kendi başına anlayamaz ya, şöför ses ve ışık gösterisi ile yolcu adayına kendini beğendirmek çabasındadır. (Minibüste yer olup olmamasının bu taciz çalışması ile hiç bir alakası yoktur.)

En sonunda gelir önünüzde durur, kapıyı açar, işaret filan etmemiş olmanız önemsizdir. Sırf karşı kaldırıma geçmeye çalışıyor bile olsanız, şöför için kaldırımda duruyor olmanız yeterlidir. Bineceksinizdir ama kendiniz bunu henüz bilmiyorsunuzdur. Yeterince azimli bir şöföre denk gelmediğinizden kaldırımda dikilmektesinizdir.

Son olarak… ayakta gitmek için para ödemeye razı olan insanlar yüzünden toplu taşımacılık berbat halde.

 

6 Yorum

Filed under çocuk, güvenli hayat, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

Bir an bile beklemeyin

Google Play’den oyun indirip oynuyorum. En sık gördüğüm yorum:

“Bir yıldız verdim çünkü oyun İngilizce”

“Türkçe dil desteği istiyorum”

“Türkçe olsa belki oynardım ama siliyorum”

 

Bir şeyi bulup geliştiren adam onu elbette kendi dilinde yapar.

İlk aşama olarak her gün bir kelime öğrenseniz bir yılda 300 kelime eder. En sık kullandığınız 10 kelimeyi bir yere not edin, karşılığını yazın. Öğrenmeye başlayın. Kaç yaşında olursanız olun her gün 3 yeni şey öğrenin. Biri de yabancı bir dilde bir kelime olsun.

Kezâ diziler filmler.. “Türkçe alt yazı malum ortamlara düşmeden” izleyemiyorlar. Lise mezunu herhangi bir insan bir diziyi izleyemiyorsa burada bir ayıp vardır. Okula “not” için gidip gelen ve sadece takılan gençler olarak birşeyler öğrenmemeniz normal aslında.

Öğrenin.

İkinci aşama: daha iyisini Türkçe üretin/yapın/kodlayın/çekin/yazın. Millet sizin dilinize mecbur olsun. Gurura bak.


Dünya dev bir şehir gibi. Milli giysiler, yemekler, etiketler, saç kesimleri bile siliniyor. En kuytu köşelere giriyor internet ve insanlar ticaret kolaylaştıkça kendilerine dayatılan gibi değil istedikleri gibi yaşamaya başlıyorlar.

Herkes bir kot bir t-şortla bir spor ayakkabı ile takılıyor. BİR oluyoruz. Bu arada vırt zırt söylendiği gibi “kültürel erozyon” ivmeli olarak ilerliyor. Kendimizi, dilimizi ve adetlerimizi yitiriyoruz. Gelişmenin bedeli. olsa yine iyi. Gelişemiyoruz da.

Kendi müfredatım.. :

1. Türkçe. Tarihte Türkler ve Türkçe eserler kısaca özetlendikten sonra.. 1900-2000 arası yayınlanmış herşey burada incelenmek zorunda. Büyük Türkçe Sözlük baştan aşağı okunup öğrenilecek.

2. Dünya (hem ülkeler coğrafyası hem yıldızlar ve güneş sistemi)

(çevre,yabancı diller,genel görgü vb) bir tür sosyal bilgiler.

3. Matematik. Temel matematik. İlerisini öğrenmek isteyen o dersi ayrıca alır. 4 işlem, oran-orantı(tek bilinmeyenli denklem) ve yüzde hesapları yeterli.

4. Bilişim. Cihazlar vasıtasıyla iletişim ve bilgi edinme.

5. Spor ve sosyalleşme

6. Müzik ve dans

7. Sanat ve tasarım.

8. İnanç eğitimi sadece ailede verilmelidir. Tek bir kitabımız var, tek bir uygulama ve açıklama kitabı yazılıp bütün kavram kargaşasını sadeleştirmek ve oradan ilerlemek lazım.

Belki devamını da yazarım.

Yorumlarınızı bilmek istiyorum. Bugün sıradan bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için gereken neler var?

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, Diğer, internet, soruyorum, şikayetlerim