Category Archives: saglik

Sa Çek Tir Dim

Saç ektirdim evet!

Olayin basini bilmeyenlere ve bir kez daha hatırlamak isteyenlere buralarda bir yerde bir link olacak. Tık yapınız ve okuyunuz. Devami da var o yazinin. Neler geldi neler geçti felekten, un elerken deve gecti elekten.

Efenim saç ekimi, kellik, greft, fue, püsür gibi terimler daha google’a “sa” yazarken firtliyor. Hastaneler, hospitaller, med sentırlar, estetik kostetik merkezleri ve bil umum saç ekim merkezleri bolca reklam, video ve fotoğrafla ekrana dolmakta. Pilav tarifi gibi bisey; pirinc ve su tamamsa herkesin yöntemi farklı anlaşılan.

Ben kendi tuttuğum yerden tarif edeceğim fili. 

Yastık kaldırım taşı. Önce başım, sonra boynum ağrıdı . Doktorun cektiginin yanında esamesi okunmaz gerçi.  

Kulaklıkla kitap dinledim çizgi film dinledim. 

Iki saatte toplama yapıldı. Üç saatte de ekim bitti. 2400 greftten bahsedildi. Kafa daha buyuk bir sey oosa topla 5 kisi dal, nnn

Lokal anestezi kisa sure yakiyor. 10-13 igne yedim. Sonra hic bir duygu yok. Celik tencere gibi kafa.

Alinan bolgeye tampon yapistirdilar. Dikilen yeri kirmizi bir antiseptikle temizleyip saldilar. Sunnet sapkasi gibi bir sey olmali. Herkes kafama bakti. 》:-(

Kafaya degmeden giyilip cikarilabilir birsey giydim. Esofman ve crocksla intikal ettim cunku ayakkabi giy çıkar ugrasilmaz. Cantama bir corap attim sadece. Usurum diye. Usudum. Giyemedim  :/

Gece rahat uyudum. Sırtüstü dediler ama donmusum. 

Sabah sargiyi soktum. Merak… guzel. Her 3 telden biri tasinmis.

Butun gun oturdum. Kafadaki butun sivi alnima indi. Klingon oldum. Şiştim malesef.

Hicbir aci, sizi, raharsizlik yok. Antibiyotik ve kortizonlu tablet verildi. 

Yarin meshur “ilk yikama” gunu. 

5 Yorum

Filed under araştırdım, saç ekimi, saglik

İnternetten İlaçlanmak

Online ilaçlar ya da bitkisel şunubunular satan siteler var. Besin desteği adı altında, Tarım bakanlığınca onaylanmış Davul Tozu ve Minare Gölgesi satın alabilmek mümkün.

Etkisi belirsiz, içeriği güvensiz bu gibi şeyleri satın alana “enayi” diyerek o konuyu kapatıp; daha ciddi konu olan İLAÇ hakkında bir iki bir şey söylemek istiyorum.

Marka adı vererek herhangi bir ilaçtan bahsedemezsiniz. İnternet ortamında da yayıncılık kuralları geçerlidir. Kanunen ilaç tanıtımı ve reklamı yapmak suçtur. “ama ben yorumlarımı yazdım” diyen cahil cühela blogger bozuntularına kin kusuyorum. Yazamazsın. Çizmeyi aşma, makyaj malzemeni, boyanı badananı yaz. En dibe “doktora danışın” yazmakla sorumluluğu atamıyorsun çünkü.

Aşağıdaki gerçekten önemli makalenin tamamını okumanızı rica ederim. 

DYO insanları için özet:

İnternet üzerinde sağlık bilgisine ulaşıldığında kişilerin kendilerine sorması gereken ilk sorular şunlardır:

1.  Bu sağlık sitesi ve verdiği bilgiler güvenilir mi?

2.  Okuduğum bilgiyi gerçekten anladım mı?

3.  Bu bilgiye dayanarak sağlığımla ilgili vereceğim kararlar ne kadar doğru olabilir?

4.  Sağlık sitesinin amacının eğitim mi, yoksa belli bir ürünü satmaya yönelik olup olmadığını nasıl anlayabilirim?

5.  Edindiğim bu bilgiyi kendim için en doğru olan reçetesiz ilacı seçmekte kullanabilir miyim?

6.  Hatalı bir karar verdiğim ve sağlık problemleri ile karşılaştığım takdirde bilginin kaynağı olan sağlık sitesi sorumluluk üstlenecek mi?

 

Yeni Teknolojilerin ve İnternetin Eczacılık Üzerine Etkileri

İletişim kurmak ve bilgiyi ele almak eczacının en önemli görevlerinden birisidir

Yeni teknolojilerin ve internetin eczacılık ve sağlık sektörü üzerine etkileri

Günümüzde, insan yaşamının her alanında hız kazanan teknolojik değişimler, sağlık sektöründeki etkilerini medikal ve enformasyon teknolojileri alanlarında göstermektedir. Enformasyon teknolojilerinde yaşanan gelişmeler sağlık endüstrisini henüz diğer endüstrileri olduğu kadar etkilememiştir. Ancak medikal ve enformasyon teknolojilerine ait sınırların birbiri içine geçmesi ile bu durum değişecektir.

Bilgisayar destekli hastalık yönetiminin ve daha bilgili hastaların sağlık alanında yenilik yaratacakları düşünülmektedir…

Kronik hastalığı olan kişileri, video kameralar, kan basınç monitörleri, kan glikoz düzeyi okuyucuları gibi duyarlı cihazlarla uzaktan izleyebilecek, cihazların bağlantılı olduğu bilgisayar sistemleri sayesinde hastalığı kontrol altında tutabilecek, meydana gelebilecek olaylar önceden fark edilerek, engellenmeleri mümkün olabilecektir.

İnternet ile sağlık evlere taşınıyor…

İnternet, interaktif televizyon ve diğer iletişim araçları ile bilgiye ulaşma imkânındaki büyük artış sayesinde sağlık bilgisinin kişilerin evine taşınması ile birlikte sağlık sistemleri değişmiştir. İnsanlar günümüzde, bulundukları ortamdan bir bilgisayar yardımıyla istedikleri bilgilere rahatlıkla ulaşabilmekte, iletişim kurabilmekte ve sağlık konusunda uzmanların fikirlerine ulaşabilmektedirler.

Kişilerin sağlık web sitelerini ziyaret etme nedenlerini aşağıdaki gibi sıralamak mümkündür:

1 – Doktorların verdiği reçete ile ilgili bilgi alma

2 – Hastalıklarla ilgili bilgi alma

3 – Kendi reçetelerinde yer alan ilaçlarla benzer niteliklere sahip ilaç arama

4 – Sağlık durumu ile ilgili bilgi alma

5 – Muayene öncesi ilaçlar hakkında bilgi edinme

6– Ürün (vitamin, kozmetik vb.) kupon ve indirimlerinden yararlanma

7 – Reçeteli ya da reçetesiz ilaç satın alma

8–  Sağlık web sitesine ait elektronik posta hizmetinden yararlanma

9 – Diğer hastalarla iletişim kurma

Bu sıralamadan da görüleceği üzere insanlar sağlık durumlarıyla ilgili olarak daha çok bilgi sahibi olmak istemekte ve uygulanmakta olan ve/veya muhtemel tedavi yöntemleri hakkında en doğru ve en geniş bilgiyi talep etmektedirler.

İnternet üzerinde yer alan sağlık web siteleri de bu talepler doğrultusunda hareket etmektedir. Bir sağlık web sitesinin kullanıcılara sağladığı temel içerik aşağıdaki başlıklar altında toplanabilir:

1.  Genel Sağlık Bilgisi:Hastalıklar, klinik deneyler, ilaçlar, tedavi yöntemleri, kişisel bakım, gıdalar ve beslenme, spor ve formda kalma, şifalı bitkiler, sağlık kütüphanesi, alternatif tıp yöntemleri, vb. bilgiler

2.  Sağlık Eğitimi: Sağlık televizyonu, sağlık öğretmeni, sürekli sağlık eğitimi programı, sağlık gazetesi, haber grupları, vb. bilgiler

3.  Sağlık Web Sitesi Üye Hizmetleri: Sağlık kayıtlarının tutulması, üyelikler, topluluklar, sohbet odaları, yaşanan olaylar, kişiselleştirilmiş hizmetler, vb. olanaklar

4.  Sağlık Web Sitesi Ticaret Enstrümanları: Kişisel bakım ürünlerinden doğal ilaçlara kadar çok geniş yelpazede ürünler ve zayıflatma, formda kalma alet ve cihazlarından ortopedik ayakkabılara kadar her türlü tıbbi ürün satışının yapıldığı mağazalar, tıbbi tedarikçiler, sağlık sigortaları, sağlık odaklı tatil imkânları, reklamlar, vb.

5.  Sağlık Web Sitesi Kimlik Bilgileri: Site kimliği, sitenin özgeçmişi, kurucuları, yönetim şekli, site misyon ve amaçları, içerik / enformasyon / reklam / ticaret politikaları, gizlilik ve etik, site ortak ve sponsorları, bilgi kaynakları, bağlı olunan protokol ve düzenlemeler, site haritası, adres, telefon ve faks numaraları, vb.

İnternet üzerinden bilgiye ulaşabilmenin bir sonucu olarak hastalar artık tedavileri ve durumları konusunda daha bilgili hale gelmişlerdir. Bu da sağlık uzmanlarının hastalarına, edindikleri bilginin doğruluğu ve değerlendirilmesi konularında yön gösterebilmesi için internette yer alan sağlık bilgisi kaynakları konusunda bilgili olmalarını zorunlu kılmaktadır.

Son beş yılda gerek ilaç, gerekse sağlık bilgisi veren sitelerin sayısında hızlı bir artış gözlenmiştir. Ancak bu sitelerin bazılarının güvenilirliği tartışma konusudur. Sağlıkla ilgili pek çok site konunun uzmanı olmayan kişilerce hazırlanmaktadır. Bu sitelerin içerdiği bilgiler doğru olmayabilir hatta sağlığa zarar verici bilgiler güvenilir bir kaynaktan alınıyormuş izlenimi ile halk tarafından doğruymuş gibi algılanabilir. Sağlık uzmanı açısından önemli olan ise bu bilginin doğruluğunu değerlendirme yetisine sahip olmak ve böylece hastalara güvenilir kaynakları önermektir.

İnternet üzerinde sağlık bilgisine ulaşıldığında kişilerin kendilerine sorması gereken ilk sorular şunlardır:

1.  Bu sağlık sitesi ve verdiği bilgiler güvenilir mi?

2.  Okuduğum bilgiyi gerçekten anladım mı?

3.  Bu bilgiye dayanarak sağlığımla ilgili vereceğim kararlar ne kadar doğru olabilir?

4.  Sağlık sitesinin amacının eğitim mi, yoksa belli bir ürünü satmaya yönelik olup olmadığını nasıl anlayabilirim?

5.  Edindiğim bu bilgiyi kendim için en doğru olan reçetesiz ilacı seçmekte kullanabilir miyim?

6.  Hatalı bir karar verdiğim ve sağlık problemleri ile karşılaştığım takdirde bilginin kaynağı olan sağlık sitesi sorumluluk üstlenecek mi?

Sağlık web sitesinin içeriği doktor veya eczacı tarafından yorumlanmalı…

Sağlık web sitesinin bilgileri güvenilir ve doğru olsa dahi, ulaşılan bilginin analizi ve bireyin durumuna (genel sağlık durumu, kullandığı diğer ilaçlar, hastalıkları vb.) göre yorumlanmasında doktor ve eczacının açıklamalarına gereksinim vardır. İlaçların kendi aralarındaki veya alkol / gıdalarla olan etkileşimlerine, hastalıklara ve insan vücuduna etkilerine dair temel bilgilere en az dört sene üniversite ve pratik eğitimi almış bir sağlık uzmanı olan eczacı sahiptir. İlaçlar konusunda deneyimli ve kullanılacak ilaçlardan en iyi şekilde yararlanılmasına yardımcı olacak tek kişidir.

İletişim kurmak ve bilgiyi ele almak eczacının en önemli görevlerinden birisidir…

İnternet hiç şüphesiz bu amaca hizmet eden önemli bir araçtır ve sürekli yeni kaynaklarla internet üzerinde geniş miktarda farmasötik bilgiler yer almaktadır. Ulaşılabilecek bilginin çeşidi, dergiler, ilaç ve sağlıkla ilgili haberler, sohbet grupları, farmasötik şirketlere ait bilgi kaynakları, toplantı duyuruları olarak sıralanabilir. Son gelişmelere örnek olarak farmasötik bir toplantının internet üzerinden canlı bir şekilde tüm dünyaya sesli ve görüntülü yayınlanması verilebilir.

Farmasötik bilgi zincirinin yenilenen tanımında, hastaların sağlıkla ilgili konuları daha iyi anlar hale gelmeleri ve kendi sağlıkları ile ilgili kararlara daha aktif katılımlar gerçekleştirmeleri söz konusudur. Klasik ilaç–doktor ilişkisi gelişen teknoloji ile birlikte ilaç-doktor–hasta–halk olarak yenilenmiştir. Geçmişte doktorlara odaklanan ilaç şirketleri günümüzde hastalara yönelmektedir. Buna benzer olarak bugüne kadar bir dizi ilaç çevresinde yapılandırılan stratejiler, gelecekte hastaların çevresinde yapılandırılacaktır. Yani pazarlama, bir ilaç şirketinin antidiabetik ürünleri üzerine odaklanmayacak, bunun yerine diabetik bir hastanın karşılaşabileceği farklı sağlık problemlerine (kardiovasküler hastalıklar, körlük ve impotens gibi) de bağlantı sağlayacaktır.

İlaç şirketleri ve sağlık uzmanları bilgi paylaşımının yanında halkı bilinçlendirmeyi esas alarak hareket etmelidir. Hastalar ve sağlık alanında hizmet veren web siteleri arasındaki ilişki doktor ve eczacıları ikinci plana atmaya yönelik değil tersine sağlık uzmanları ve sağlık otoriteleri ile olan ilişkiyi de kuvvetlendirmeye yönelik olmalıdır.  İnsan sağlığı söz konusu olduğundan dolayı gerekli yasal düzenlemeler ve eğitim programları titizlikle hazırlanmalıdır.

Referans:

Saygılı S ve Erdal M. Yeni teknolojilerin sağlık sektöründeki etkileri ve internet kullanımı. inettr.org.tr/inetconf7/bildiriler/39.doc. (Son erişim tarihi:15.08.2016)

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, internet, saçmasapanlıklar, saglik

O arama nihayet yapıldı: “çıplak kadın”

hatta “meme ve popo”

 

(LÜTFEN ÖNCE BU YAZIMI OKUYUN)

Bir kız kardeşim var. İlk çocuğum da kız. Erkek çocuklar hakkında hiç bir şey bilmeden bir de oğlum oldu.

9 yaşına kadar da ezbere geldik. Şimdi yavaştan bacaklarındaki tüyler sert çıkmaya, koyu renge dönmeye başladı. Anlaşıldı ki, hormonlar çalışıyor. Bugün yarın derken ihmal ettiğim konu başıma geldi.

Oğlum tablette “çıplak kadın meme popo” araması yapmış. Kullandığım google güvenli arama ve çocuk takip uygulaması sayesinde anında yakaladım. Evet biraz görmüş.

O yaşlarda insan merak ediyor. Çok normal. Kendi vücudu kadar karşı cinsi de merak etmesi zaten olması gereken şey.

Anında tableti elinden aldım. : “Gel hemen oturup bunu konuşmamız lazım.”

“Kızdın mı?”

“Hayır kızmadım, merak etmen normal. Ben de küçükken merak ederdim, baban da etmişti. Bunda kötü bir şey yok. Bakarken ne hissettin? Biraz heyecan biraz da utanç değil mi?

İnsanların üç temel içgüdüsü vardır. Beslenme ve korunma mühimdir. İnsanlar karınları doysun ve giyinsinler, barınsınlar, sıcak olsunlar isterler. Bunun yanı sıra büyüdükçe üçüncü içgüdü de gelişir. Aynı bebekken yürüyememen gibi, zamanla büyüdükçe gelişir bu da. Cinsellik.

Cinsellik canlıların üremelerini ve çoğalmalarını sağlayan şeydir. İki farklı cins vardır, biri kadın biri de erkek. Erişkin kadın ve erkekler isterlerse evlenir ve çocuk yaparlar. Çocuğu büyütebilme sorumluluğuna sahip olacak yaşa gelmeden evlenilmez.

Her zaman yaptığımız bir konuşma var biliyorsun. Özel bölgeler. İç çamaşırlarının ya da mayonun içinde kalan kısım özel bölgedir. Kimseye gösterilmez kimseninkine bakılmaz. Ellenmez ve elletilmez. Senin popona birisi açıp bakarsa ne olur?  Utanırsın.  İstemezsin. Başkasınınkine de bakman aynı şekilde ayıp olur.

Herkes zaman zaman nasıl acıkınca yemek düşünürse, cinsellik dürtüsüyle de zaman zaman karşı cinsi düşünebilir, heyecanlanır. Aklına çıplak kadın, meme, popo gelebilir. Bunları düşünmek normal. Hiç ayıp da değil. Ama bu düşünceni kafanın içinde tutarsın. Kafatasın beynini ve düşüncelerini saklıyor değil mi?

Aklına gelenleri açıp Google’da arayamazsın. Gözlerini korumak için göz kapakların var. Açık resim görürsen bakmazsın.

Ağzını korumak için de dudakların var, bu ya da başka ayıp olacak sözleri ağzının içinde tutmalısın. Küfür etmeyiz değil mi? Ne kadar komik ve şaka da olsa birileri ile bu konuda sohbet de etmezsin.

Soracağın bir şey olursa, ne olursa olsun, her zaman bana ve babana sorabilirsin. Sana herşeyi anlatırız. Kızmayız. Utanmayız. Bizden utanmana gerek yok. Herşeyi biliyoruz zaten. Ancak kural kesin.

Kimsenin özel bölgesine bakılmaz. Özel bölge kimseye gösterilmez. Annen baban ablan öğrenirse utanacağın bir şey yapılmaz. Sana güveniyorum”

Sıradaki konu… bebekler nasıl oluyor? Hadi bakalım.. En kısa zamanda halledip bu konuyu da yüzümüzün akıyla atlatalım inşallah.

 

 

 

 

2 Yorum

Filed under aile, Diğer, saglik, severim paylasirim

Elveda derken

Baharın ilk günleriydi sanırım.

Hani hep derler ya, “son defa görüyorsunuzdur belki, iyi geçinin iyi davranın hoş ayrılın”. İnsan bilemiyor son defa gördüğünü, nerden bileceksin.. Otuz yılı aşkın , fırtınalı zaman zaman çok sancılı bir ilişki.Son defa görüyormuşum. Hala inanamıyorum.

Her gelişi olay, bazen haber verir bazen zart diye gelir hazırlıksız yakalar, utandırır rezil eder seni ama hiç aldırmaz. Her zaman kafanın bir köşesini işgal eder. Gelirse? Gelmez ya niye gelsin daha var. Gelir gelir, başım kalabalık ya, işim gücüm var ya, bir yerlere gitmem, tatil yapmam lazım ya illa gelir musallat olur. Bir şey de diyemiyorsun ki.. Mecbur. Geliiir. Gözünün içine bakarsın. “Ulan iki gün müsaade et ne var?” dersin.

Gelmese kaygı. Nerde kaldı? Yine ne oldu ki? O kadar hazırlık boşa gidecek..Hay aksi kimseye de dökemezsin derdini. İçin içini yer. Ararsın, cevap yok. Nerdesinn? Ya bir kaza olduysa? Ya daha fenası kötü bir hastalı… Allah muhafaza, aklının ucundan geçirme.. Yok yok, bir yere takılmıştır.. Gelir. Gelsin noolur. Allahım gelsin noolur gelsin.

Son görüşmemiz olduğunu bilsem bir selfi mi çekerdim? Yok ya elalem ne der koskoca kadınsın. Yaşına başına bakmadan… Komiklik etme.

Bir veda bekliyor insan yine de. Ne bileyim.. Stockholm Sendromu işte, işkencecine bağlanıyorsun, aşık oluyorsun. Böyle birden kestirip atınca.. Ne bileyim..

Ayrılmayı ben istemedim. Yani biliyordum bu ilişki bir gün bitecek. Ama konduramadım, gencim daha diyordum. Alıştıra alıştıra bitiririz diyordum. 44 yaş o kadar da ileri değil ki.

İlk başta biraz kalbim kırıldı. Ağlamadım ama biraz bozuk attım. Eski günleri düşündüm. İlk görüşmemizde nasıl da heyecanlanmıştım. Şaşırıyor insan. Bir heves biraz endişe.. Anneme çıtlattım tabii, anında tokadı yedim. Aklım başıma geldi.  Kimseye söylemeden yaşanan kısacık buluşmalar. Giderek daha ustalaştığım hazırlıklar, sırf ona özel alışveriş yapar farklı giyinirdim. Bilmiyorum salim kafayla düşünüp şu anki duygularımı da yazmam lazım ama yazamıyorum.

O günden beri çok bunalıyorum. Tamam Ağustos’tayız ama böyle de sıcak olmaz ki.. Fırın kapağı açmışsın gibi radyant, kuru sıcak bir ısı patlıyor yüzüme, kıpkırmızı hissediyorum. Olacak iş değil.. Son elli yılın en berbat sıcak hava dalgası İstanbulda. Klimayı icat edenin toprağı bol olsun.

En son canıma tak etti. Belirsizlik en kötü şeymiş. Öğrenip kurtulayım dedim. Neyse ne, en kötü karar kararsızlıktan iyidir.  Gittim bir doktora. Kan tahlili, sonuç FSH 40.

Menopoza girdiiim. Hayat bana güzel arkadaş, ho hoyt!

Sonbaharda parti vereceğim! İlk adette “aklı başına gelsin” diye atılan minik tokat olsun da son adette herhangi bir anane olmasın; mümkün değil. Bundan böyle olacak arkadaş. Meno-party hazırlıkları başlasın o zaman.

 

 

5 Yorum

Filed under ben yazdım, saglik

IBB Çocuk Maratonu 2

Gecen sene anneler gununde, Maltepe sahili doldurarak yaptiklari alanin bir kenarinda yapilan senlik; bu yil 10.000 cocuk katilimiyla kosu pistinde gerceklesti.
Tiklim tiklim kalabalik ve gunese rağmen, başarılıydı.
Yeterli tuvalet, her kosede hamidiye su, bol miktarda oyun alani, yer minderleri,surekli cop toplanmasi..  ambulanslar.. Buyuk bir organizasyondu.. cocuklarin gogus numarasina gore cikislari dagitmislar ancak cocuklar kisa oldugundan halka olup bekleyenler birbirini ezdi. Iki basamakli bir podyumdan salarlarsa cocugumuzu gorebiliriz.

image

Butun cocuklar madalyalariyla beraber birer de zarf aldilar. 4 kutu didi, bir tane toto, yarim fifi (asdfsdsd), kucuk yas grubuna birer plastik oyuncak, sealife indirimi ve en onemlisi, elma-muz-patlamis misir kuponu. Seker cikolata yerine, meyve olsun her yerde!!

Halk ekmek ucretsiz urunler dagitti, yesilay cadiri senlikliydi ve canimin ici noodle Nudo, makarnaya doyurdu.

image

Guzel bir gundu.. Seneye gorusuruz.

image

image

Dilimlenmis elma paketleri. Kizlara ayri erkeklere ayri :)))

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, saglik, severim paylasirim

Icerik neden Turkce yazilmaz?

Sen anlama diye..
?!?

Gelen sorular uzerine (market sabunu nedir, aktar sabunu gercekren sabun mudur, saflik belirlemenin yollari) cesitli sabunlar satin aldim. Deney yapip tarif edecegim.

Derken dikkatimi cekti. Sabunun uzerinde bayagi yazilar yazilar. Ama hepsi Turkce degil. Hatta asıl önemli bolum,içerik komple latince. Hadi bize okulda ogrettiler de sade vatandaş ne bilsin suyun latincesini. Bunun altinda bir samimiyetsizlik hissediyorum.

image

Simdi.. bu fotografta uc farkli markanin en cok satan urunleri var ve hicbiri icerigini aciklamiyor.
Mesela ikisinde sodyum tallovat (sodium tallowate) en once yazilan, kurallara gore en agirlikli bulunan madde. Yani. İçyağı. Don yağı. Hayvansal icerik ve kaynagi belirtilmemis. :(
Niye açıkça yazmiyorsunuz?
Belki bilmek isteyen vardir. Vegani var vejeteryeni var. Inancina uymayani var. Bilmem ne..
Cok etik bulmadim.
Siz de lutfen inceleyin. Her marka bunu yapiyor mu bilmiyorum ama okuyun uzerini.
Bildiginiz gibi sabun yapiyorum. Yogurt mayalamaktan, dolma doldurmaktan daha zor degil emin olun.
Ogrenmek isteyene elimden gelen destegi veririm.
“Evimde tertemiz zeytinyagli sabunumu kendim yaparim, mis gibi kullanirim” diyen varsa takipte kalsin.
“Sen yap bana sat” diyenler instagrama. @ipeksabun

3 Yorum

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, sabun, saglik, soruyorum

Sabunu çok seviyorum -@ipekagtolye nasıl çıktı?

Lush benim hayatıma güzel kokan sabunları, Zeynep ise saf sabunu soktu. Partick Rothfuss’un üçlemeyi bitirmesini beklerken okutuğu Sessiz Şeylerin Müziği (The Slow Regard of Silent Things) beni baştan çıkaran vuruşu yaptı sanırım.

Sabun imal etmeye başladım. Erit Dök denilen Gliserin bazından yapılan kolay süs sabunları ile başladım. ED sabunlar gerçekten basit. Eritiyorsun ve kalıba döküyorsun. 15 dakikada donuyor. Sen sağ ben selamet.

Sonra bunun renklendirilmesini, kokulandırılmasını, neden bazen yağlı yağlı durduğunu, üzerinin nemlendiğini ve bundan nasıl kaçınabileceğimi öğrendim. Renk renk şekil şekil yap dur. Eğlencenin doruğu!

Aile efradına, konu komşuya, nazımın geçtiği arkadaşlara dağıttım.. Bu arada sürekli malzeme satın aldım. ED bazlar bir yana, bir sürü kalıplar, modeller, renkler, kokular. Ambalaj materyalleri.

Saklama kaplarım, çırpıcılarım, kaşıklarım yavaaş yavaş bulaştı bu işe. Hepsini sabuna ayırdım. Meyhaneye gerek olan mescide haram diyerek mutfaktan kaçırdım :) En son mikrodalgaya el koydum. Google’da silikon kalıp olarak ne aramalar yaptım.. Taa Amerika’dan kalıp getirttiğim oldu. Hayatımın ilk Aliexpress alışverişini de bu vesile ile yaptım.

Yavaş yavaş boş odaya kendime atölye kurdum. Geç saatlere kadar sabun döküp, sabun söktüm. Ortasında kalp olan modelin fikri gece üçte geldi. Uykumdan kalkıp yaptım..

Ve işe yarar birşeyler yapmaya yeni başladım diyebilirim.

Sonra zeytinyağlı saf sabun imal etmeye başladım. Kimyasallardan uzak bir hayat yaşamaya çalışıyorum, NoPoo ile başladık, ev temizliği ürünlerimi üretmekle devam ettik ve buralara kadar geldik. Market sabunlarında sabun dışında herşey olduğunu gördükçe

100’er gram. Basit. En basit teknikle. Kostik kullanarak. Tartım için hassas tartı var zaten bir de eve aldım. Formüle uyarsan onun tutmaması imkansız zaten. Çok güzel saf sabunlar yapıyorum. Evde kendim kullanıyorum, arkadaşlara veriyorum. Çok güzel çok zevkli. Market sabununa dur demenin zevkini yaşıyorum. Gerçek sabun kullanıyorum!

Sabunlaşma aşaması 6 hafta sürdüğünden, ortalama her hafta bir lot kastil sabunu yani saf sabun yapıyorum. Rafine zeytinyağı, bazen palm/badem/hindistancevizi yağı kullanarak varyasyonlara gidiyorum. Çok keyif alıyorum. Dünyanın en güzel sabununu yapıyorum. Evde kullanıyorum, hediye ediyorum, zaman zaman paketleyip yolluyorum bile.

İnternetten bir şeyler öğrenebilmek çok güzel. Bir el sanatı/ev sanatı öğrenmek dünyanın her yerinden en uzman en yetenekli insanlara ulaşmak mümkün. Saatlerce video izledim. Kurs eve geliyor ve bu harika bir şey.

İnsanın kendi kendini yetiştirebilmesi çok güzel olduğu gibi, egosunu aşıp “kimselere göstermeyeyim bi tek ben bileyim” demeden, bilgisini paylaşması da harika bir şey. adamlar saatlerce video çekip, düzenleyip internete yüklüyorlar. Populer olmak için değil. Bilgiyi paylaşmak için.

Kimse bilmesin, püf noktasını vermeyeyim ki bir tek ben yapayım demiyor. Öğrenci de bilgisizce kendisini tehlikeye atmıyor. Yarım iş yok. Adam gibi yapmak istiyorsan eğitimini alabiliyorsun. Bunu çok kıskanıyorum çünkü üç kuruşluk poğaçasının tarifini vermeyen, (yapamasınlar diye, ne yaptıysak onunki kadar güzel olmuyor dedirtmek için) eksik malzeme ile tarif veren manyak kadınlar biliyorum.

Beri yandan, sormaya ar eden daha da aptal insanlar var. Bizim geleneksel “kervan yolda düzelir” atasözüne uyarak “YaAllah” deyip dalan, “ben ettim oldu” diyenler var. Açıp iki satır okumayan, biraz sorup sorgulamayan kendini geliştiremeyenlere iyice tilt oluyorum. Ne kadar yazık!

İnstagramda satış yapan insanlar sorular yöneltiyor ve cevap verdiğimde şaşırıyorlar. Normalde birbirlerini rakip görüyor, hemen engeli basıyorlarmış. Bunu anlamak mümkün değil.

Kısa sürede uzman oldum diyemem ama ben de bildiklerimi paylaşmaya başlıyorum. Belki birine bir hayrım dokunur. ;)

Pek yakında İpekagtolye Sabun Atolyesi yazıları ve videoları ile karşınızdayım.

İnstagramda bugünden sonra yeni sayfama beklerim.

 

5 Yorum

Filed under aile, araştırdım, çevre, çocuk, ev işi, instagram, internet, sabun, saglik, severim paylasirim

%d blogcu bunu beğendi: