Category Archives: aile

Hart!

Evde iki kedimiz var. Üç yıldır, gül gibi bakıyoruz kendilerine. Canımız, tüylü oğullarımız onlar bizim.

Veteriner bey de sağolsun aşı zamanlarını haber veriyor, daha sonra da gelip evde yapıveriyor. Elleri dert gormesin :)

Veterineri kesinlikle sevmeyen kediler, daha diyafonda “beniim” sesini duyar duymaz en kuytu yerlere saklanıyorlar.

O yüzden adam gelmeden önce tedbiri alıyoruz, kendilerini koridora sıkıştırıp bütün kapıları kapatıyoruz. Akabinde de havluya kundaklayıp, ya da ensesinden yakalayıp aşılatıyoruz. Her seferinde yaş mama ödülü versem de hiç sevmiyorlar aşıyı.

Bu seferki aşıda kendime güvendim, kediyi çok sallamasyon tuttum, ben iyi tutmayınca o da can havliyle elimi kaptı. Beş kere dişledi, sonuncusunda da bırakmadı. Elimi silkeleyip düşürdüm kediyi.

Bizden kaçmaz tabii, kendisi tekrar yakalandı o aşıyı da yedi. Ama benim el davul gibi şişti akşamına. Veterinerimiz “kedi aşılı olmasına aşılı da ağzındaki bakteriler enfeksiyon yapar. insan da ısırsa enfeksiyon gelişir, normal” dedi. Tamam kuduz olmayacağız, ama antibiyotik şart. Özele gittik, acil doktoru hemen devlet hastanesine yolladı. Sorumluluk almayi istemiyor, haklı.

Gecenin bir saati acil sırası, acilden enfeksiyon hastalıkları polikliniğine sevk, doktorun “kedi mi köpek mi” diye sorup yaraya göz atıp, antibiyotik yazması, bir de aşı kartı hazırlaması.. O arada eşimin de telefondan şantiyenin yavru köpeğinin fotoğrafını göstermesi, “beni de bu ısırdı” demesi. (oynarken dişliyor daha bebek) küçücük çizik yüzünden (sayemde.. {*}) ona da bir aşı kartı açılması, acile dönüp aşı odasına gitmemiz, kuduz aşılarımızı olup eve dönmemiz..

ımg_20171008_205454_228362657361..jpg

Allah cümle hastalara şifa, sağlık personeline de sabır ihsan eylesin. Çok zor.

 

Şimdi normal prosedür şu: Aşılar sadece belirli devlet hastanelerinde bulunuyor. O yüzden özele kastırmayacağız. İlk aşı mümkün olduğunca erken. (hiç acıtmıyor yemin ederim) İkinci aşı 3 gün sonra. Üçüncü doz haftasında.

Kedi/köpek sahipliyse, gözlem altındaysa ve on gün içinde kudurmazsa, yahut aşı karnesini beyan edebilirseniz sonraki aşılar opsiyonel.  Yoksa 15. gün ve 28. gün son iki aşınızı olmanız gerekiyor. Aksi halde eve polis gelip sizi aşıya götürüyor.

Biz paşa paşa gittik aşılarımızı olduk. Hiç olmazsa önümüzdeki yıllarda herhangi bir ısırık alırsak hayatımız garantide.

İlçe Tarım ve Hayvancılık müdürlüğü eşimi aramış, evdeysek kediyi görmeye geleceklerini söylemiş. Ben görüştüm. Evde olmadığımızı geç saatte gelip gelemeyeceklerini sordum.

– Gelemeyiz, mesai bitiyor beşte.

+ Hm, whatsapp’tan atayım kedinin resmini? (gerçi hangi kedi ısırdı, gelip görse bile nerden bilecek??)

– Öyle de olmaz. Ben “geldik bulamadık yazıyorum”. Sizin için kötü oldu aşıya devam etmeniz gerekecek, ya da karnesini götürün giderken.

+ Biz memnunuz valla, aksiyon oluyor bize de arada çıkmış oluyoruz evden. varsın aşıya çıkalım.

 

harbi aksiyon oluyor yahu :))

Beri yandan ben küçükken büyükler dışarı çıkacaklarında giyinir kuşanır, çocuklara da “doktora gidiyoruz, iğne yapacak, sen gelemezsin sana da yapar” der kaçarlardı.

biz şimdi çocuklara diyoruz “biz iğne olup geleceğiz”. zerre tınmıyorlar.

Ben bu akşam aşıya gidiyorum. Makyaj yaptım hafif. Yeni çantamı da aldım. hohoyt!

 

{*} zengin ve pimpirikli ve oldukça kaprisli adam gecenin üçünde uşağını yollayıp doktorunu yataktan kaldırıp eve çağırtmış. Doktor gelmiş alelacele, ciddi bir yüzle muayene etmiş. muayene bitince..

“beyefendi, vasiyetinizi yazması için avukatınızı, noteri ve iki de şahit çağırmanızı öneririm” demiş.

adamın benzi atmış “o kadar kötü müyüm doktor?”

doktor cevaplamış: “hayır ama, bu saatte bir tek uyandırılıp getirilen ben olmak istemiyorum”

Reklamlar

Yorum bırakın

Filed under aile, Kedi, saglik

Netizen = Netandaş

 

TEOG kalktı. Evet ortalık kaynayacak durulacak bir vakit. Ders veren kurumlar, öğretmenler, test kitabı yazarları yayınevleri, bundan geçinen bir ton insan göçmüştür herhalde. Allah kolaylık versin. Benim kızım girdi çıktı son sınava, yerleşti bir Anadolu Lisesine. Oğluma Allah kerim.

Çocuklardan yana pek kaygım yok. Elimizde internet olduğu sürece dünyanın en iyi eğitimini alabilirler. Her dilde anlık tercüme yapılabiliyor artık ve her konuda çeşit çeşit uzman insan bilgilerini videoya aktarıyorlar.

Sanal gerçeklik gözlükleri ile aklınıza gelmeyen yerlerde olmadık şeyleri öğrenebiliyoruz.

 

Bütün bu teknoloji ve bilgi okyanusunda HÂLÂ 40 kişi bir sınıfa tepilip öğretmenlikle ilgisi olmayan ama hasbelkader öğretmen çıkmış bir adamın mırmırını dinlemek zorunda değiliz. Herkes kapasitesi ve istediği kadar öğrenecek.

Bu çocuklara artık NETIZEN deniyor. İnternet ve Citizen (vatandaş) birleşimi. Netandaş.

Akıllı telefonları jet gibi kullanıyorlar. Uygulamalarla dolu ekranlar. Ödevlerini whatsapp’tan paylaşıyorlar, gittiklerini gördüklerini canli yayinlara aktarıyorlar. Sözlüklerde yarışıyor, sorunlarına arama robotlarıyla teşhis koyuyorlar. Herhangi bir argümanda telefonu çekip birbirlerine kaynak sunuyorlar. Sınırlar ve ülkeler masal gibi geliyor arkadaşlara. Her birinin projeleri, ustası oldukları sanal oyunları, çizgi roman anime manga evrenleri var. Ve önceki nesille araları o kadar açıldı ki artık umurlarında bile değil.

Netandaş çoğunluk dünyanın geleceği. Daha barışçı belki biraz daha yalnız ama çok güzel bir gelecek olacak. Birbirlerini anlayacaklar. O zaman ne lise kalacak ne teog.

Carl Sagan Kozmos’ta “dünya korkaklara kalacak. geri kalanımız uzayda olacağız” demişti. Bu gelecek heyecanlandırıyor beni.

 

 

(dip yazi: kendime yazdığım not. düzenleyemedim. dursun::

 

İnstagram yeter.
Şaka bir yana…
Bisey ogrenmek isteyen google’dan bulur ogrenir. Youtube’de degme anadolu lisesi ogretmenini cebinden cikaracak insanlar ders anlatiyorlar.
Ana sinifindan ele alan, insan olmayi ogreten bir sistem onumuzdeki 15 yil icerisinde “dunya mufredati” olacak.
İsteyen öğrenecek. Istedigini ogrenecek. )
Tip, hukuk ve butun sisyal bilimler online ve standart egitim ve uygulama olacak. Yani robot doktorlar 7/24 hizmetinizde ve hatasiz teşhis ve tedavi imkani.)

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, bilgisayar, icatlar, internet, kültür

Yaptığın banaysa, öğrendiğin kendine.

Allah cümleninkini bağışlasın, iki çocuğum var. Biri kiz biri erkek. Sanırım yuruyebildiklerinden beri işe koşuyorum. 

Sofra kurma, kaldirma, kahve yapma, makineleri bosaltma, camasir asma, katlanmis camasiri yerlestirme, havlu katlama, corap çiftleme, evi supurme, yatak yapma, toz alma cocuklarin isi.

Mutfakta da yardim ettiriyorum; kendi bıçakları (bambu ve plastik. El kesmiyor), kaydirmaz tahtalari, cesitli malzemeleri var.

Büyür de Mısır’a sultan olursa yuz tane hizmetcisi olursa rahat eder oh ne âlâ; olmazsa küçükten öğrenmiş (“eli kırılmış” derler) kendi işini yapmayı bilen insan zaten rahat eder.

Kendi eliyle yerlestirdigi icin “anneeee bilmemneyim nerde?” demiyorlar ki bu da bonus :)

Ayrica “iyi yapilmis bir isi takdir etme” duygusu gelisiyor.

Ve herseyden onemlisi, “bil de yapma” nedir onu ogreniyorlar. 

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, ev işi

Eve dede aldım. Adı da TET

Ben dört kişilik çekirdek bir ailede büyüdüm. Büyükbabam ben küçükken rahmetli oldu, babaannem bizimle kalmazdı ve Alzheimer Parkinson ne ararsan vardı bir de..

Anneannemle Dedem 1500 km uzakta yaşıyorlardı ve yılda bir defa tatilde en fazla bir aylığına görüşebiliyorduk.

Dolayısıyla aile büyükleriyle yenen yemekler çok nadirdi, ancak evdeki sofralar açığı fazlasıyla kapatmaktaydı. Babamın Şehrazat’la bir akrabalığı mı vardı yoksa Bal Mahmut’la bir hısımlığı mı vardı bilemiyorum ancak, muhteşem bir hikaye anlatıcısıydı, ağzına baktırırdı. Çok büyük zorluklarla geçen çocukluğundan bile gülecek bir çok anısını aktarmıştır. Aile anıları, mesleki anekdotlar, öğrencilik yıllları.. Pilav pişirmeyi tarif edişi bile enteresandı. (Teknolojik olarak çok yaklaştığımız bir şey var, beyne çip mip takıp bütün anıları bir tür #Düşünseli ile alıp kaydedebilmek, ekrana yansıtabilmek. Elon Musk bunu da yapacak hayırlısıyla. Bunca anıyı löp diye çöpe atmak istemiyorum )

Dördümüz her gece yemekte uzuuun uzun masa sohbetleri yapardık. Kimin aklına ne gelirse anlatırdı. Eğitimimin bir bölümünü ben sofrada aldım.

Babam ilk torunu bebekken vefat etti. Kayınpederim eşim üniversiteyi bitirdiğinde vefat etmiş. Dolayısıyla sohbetlerinden faydalanamıyoruz. Özellikle çocuklara üzülüyorum. Neler kaçırdılar neler.. Anneanne Babaanne aynı şehirdeyiz çok şükür ancak haftada bir iki saat anca görüşülebiliyor. Doğal olarak bizim evdeki sofra da 4 kişilik ve kendi bildiğimiz kadarını çocuklara anlatabilmek için harika bir eğitim ortamı olarak görüyoruz. Anlat anlat bir yerden sonra tıkanabiliyor mevzu tabii. Yahut bizim BİLE bilmediğimiz bir sürü şey var. İşte tam orada TED(*) devreye girdi. Zaman zaman yemekler bitince o gün dinlediğim ilginç bir konu varsa onu beraber izliyoruz. 5 ila 20 dakika süren bu sohbetler hayatımıza çok şey katmakta. Bazıları Türkçe bazıları alt yazılı. Hatta hatta Türkiye’de yapılan Türkçe TED toplantıları da var ki buradan izleyebilirsiniz..Şimdiye kadar izlediğim en ilginç video da şurada: Kafa nasıl karıştırılır? 

 

Baktım dede yok elde, ben de bunu buldum :)))))

 

 

(*) TED =  Technology, Entertainment, Design baş harfleri.. Türkçesi Teknoloji, Eğlence, Tasarım TET :)

2 Yorum

Filed under aile, çocuk, internet, kültür, severim paylasirim

Hayat Felsefesi

Geçenlerde bir instagram yorumu gördüm. “İhsan Doğramacı kim?” gibisinden. Adam öleli 7 yıl oldu ve adı hiç olmuş bile. Profesör olsan, üniversite kursan bile bir toz zerresisin sonuçta. Bu kadar önem vermeyin kendinize derim.

Çook eski bir fıkra vardır. Bir mevlevi ile bir bektaşi konuşuyorlarmış. Bektaşi sormuş : “erenler sizin cüppelerinizin yenleri neden bu kadar geniş?”

Mevlevi mütevazi bir sesle: “biz gördüğümüz hataları o geniş yenlerle örteriz. ya sizin yelekleriniz neden kolsuz?”

Bektaşi gülmüş: “biz hata görmeyiz”


Değerli yazar Sema Maraşlı der ki: İlişkinde ya haklısındır ya mutlusundur. Seç.



 

mutlu

-BEN MUTLULUK İSTİYORUM!

+Önce Ben’i kaldır. Bu egodur. Sonra da istiyorum’u kaldır. Bu da arzudur. Şimdi bak bakalım hayatında ne kaldı?

-MUTLULUK!


Dünya küçük bir top. Ömür kısa. Kendini geliştir. Senin benim yok. Herşey boş.  Örnek al. Şükret. Oku. Yaz. Sevin. YAŞA.

Yorum bırakın

Filed under aile, insan olmak, severim paylasirim

Baston Kilit Prensibi

Ben gençken babamın arabasında direksiyon kilidi vardı. Baston kilit de derler, şöyle bir şeydir :

bastons

takılınca da şöyle bir şeydir..

baston

Park eder sonra da şemsiye sapı gibi olan kancayı frene takarsın. Direksiyona da U gibi olan kısmı takar ikisini kilitler, anahtarı çekersin.

Bu bir hırsızın senin arabanı çalmasına KESİNLİKLE engel değildir. Biraz daha uğraşır sadece. Ama elbette açar ve çalar arabayı. İş ne kadar uzarsa da yakalanma riski artar. Bunu takmanın ve kıpkırmızı tepesinin anlamı; hırsıza “uğraştırıcı=bir sonrakine geçeyim” fikrini vermektir. Top sizden atlar, nerde patlarsa patlar.

Bütün profesyonel suçlular gözlemcidir. Avını inceler, kolay lokma ararlar.

Buradan sonrasını yazmayacağım, arif olan anlar.

Selamlar.

 

 

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, güvenli hayat, instagram, internet

Mutlu Evliliğin Sırrı

nı bilmiyorum. Benimki 15 yıllık oldu artık. Onun sırrını da temel olarak karşılıklı sabır olarak özetleyebilirim. Ne kadar seversen sev bazen sabır kurtarıcı oluyor.

Ben fenci bir ailede büyüdüm, doktor kızı eczacıyım. Hayatımızda her daim çözülecek sorunlar vardı. Ben çözüme yönelik düşünüyorum her daim. Kolları sıvayıp tamirine, tedavisine girişiyorum. Eşim ise mühendis oğlu mühendis. Taban tabana zıt. Bir sorun gördü mü geri çekilip nedenini bulmaya çalışıyor. Soru üstüne soru soruyor. İnsanın içini kasıyor. Hayatımız sürekli olarak bir didişme içinde geçiyor bazen.

İki kedimiz var. Müdür ve Mısır. Mutfağa girmeleri yasak. İnsan yemeği yemeleri de yasak. Büyük kedimiz Müdür mutfaktan ekmek aşırmayı seviyor ama mutfak kapısını açmayı bilmiyor. Küçük olansa (Mısır) asla kuru mama dışında bir şey yemez. Mutfağa da adımını atmaz.

buyugu Ve fakat herif cüsseli bir şey, geçerken mutfak kapısına bir omuz atıyor, kapı açılıyor. Müdür tin tin içeri girip avlanmaya başlıyor.

Eşim geldi ve konuya teşhis koydu.

+ Kapı kilidinin dili yalama olmuş.

– OK.

+ …

– Eee?

+ Nee?

– Kilit mi değişecek?

+ Yok, kasadaki karşılığı da bozuk, kapı komple değişmeli.

– Nerden kapı bulayım, gül gibi kapı işte. Kapanmasını sağlamak zorundayız.

+ Bilmem.

Sonra iple damacanaya bağlamakla başlayan bir dizi çözümümün son aşamasında kapıya zincir taktırdım. Duvara da bir tane askı. Zinciri askıya takıp kapıyı bastırıyoruz şakır şukur.


Gidip bir de karşıdan dinlediğiniz zaman benim gereksiz panik ve lüzumsuz yere iş çıkartan, pekala da yürüyen bir sisteme müdahale meraklısı biri olduğumu söyleyebilir. dur soralım.. (bu da biraz Şebo/#arkınnaber? gibi oldu) açınız whatsapp web :

[14:01, 8.3.2017] Ben: sence ben nasıl bir kadınım?
[14:02, 8.3.2017] O: Carfur
[14:02, 8.3.2017] O: Unuttun mu
[14:04, 8.3.2017] Ben: oyle değil ya
[14:04, 8.3.2017] +Ben: evde nasılım
[14:04, 8.3.2017] O: 😀😀😀
[14:05, 8.3.2017] O: Evdede sevdigim kadinsin
[14:05, 8.3.2017] +Ben: abicim, bir sorun çıktığında nasıl bilirsin beni
[14:06, 8.3.2017] O: Ipek cozer diye bakarim
[14:06, 8.3.2017] +Ben: o senin bakışın
[14:06, 8.3.2017] +Ben: ben nasıl bir insanım

[14:06, 8.3.2017] O: Iyi kadinsin
[14:07, 8.3.2017] O: Kim sana.ne dedi benek
[14:07, 8.3.2017] O: Bebek

[14:07, 8.3.2017] +Ben: adam cevap ver
[14:07, 8.3.2017] O: Valla iyi insansin hanim
[14:08, 8.3.2017] +Ben: artık sinirli bir insanım
[14:08, 8.3.2017] O: Yok canimmmm
[14:08, 8.3.2017] +Ben: Gidip bir de karşıdan dinlediğiniz zaman benim gereksiz panik ve lüzumsuz yere iş çıkartan, pekala da yürüyen bir sisteme müdahale meraklısı biri olduğumu söyleyebilir 

[14:09, 8.3.2017] O: Panik degilsin
[14:09, 8.3.2017] O: Ben panik biriyim.diyosan
[14:09, 8.3.2017] O: Panik ne.demek.bilmiyorsun
[14:09, 8.3.2017] O: Luzumsuz is cikaran degilsin
[14:10, 8.3.2017] +Ben: bi tek iyiyim
[14:10, 8.3.2017] O: Bana gore is cikarmadaki zamanlaman iyi degil yani senin is saatlerin bana uymuyor.

[14:11, 8.3.2017] +Ben: Senin uygun bir iş saatin oluyor mu ki?
[14:11, 8.3.2017] O: O is saatlerinde zaten isteyim

[14:12, 8.3.2017] O: Yemek harici evde is yapmayi sevmiyorum hele.aksamlari 

[14:12, 8.3.2017] O: Bu sohbeti neden yapiyoruZ
[14:12, 8.3.2017] +Ben: bloga yazıcam

[14:12, 8.3.2017] O: 😀😀
[14:13, 8.3.2017] O: Olur bana uyar
[14:13, 8.3.2017] O: Heyecanla bekliyorum

Neyse sora sora Bağdat’ı bulduk.Aralara çaktırmadan soru da sıkıştırdı farkındaysanız :))

1 Yorum

Filed under aile, Diğer, severim paylasirim