Pazarr: Kediler yazı yazar

Pazar yazısı 1:

Binyıllardır insanlar hafta boyu çalışıp ürettikleri meyveyi sebzeyi, aldıkları yumurtayı, yaptıkları ekmekleri, yoğurdu, peyniri, testileri, sepetleri, ördükleri çorapları, dokudukları kilimi ıvırı ve zıvırı haftada bir gün en yakın kasabaya götürüp satmaya ve karşılığında üretemeyip de ihtiyaç duydukları kazandır, kepçedir, ilaçtır, don-tuman ne varsa satın alıp akşamına da köye dönerlerdi.

Bunu kasaba meydanında yarattığı hareketlilik ve alış veriş nedeniyle kasabalılar çok sever. Pazarın kurulduğu gün kasaba şenlenir, dükkanlara hareket bereket gelir. Genellikle Pazar günleri kurulan bu meydan avm’sine bu yüzden Bilmemnere pazarı denir. İpliği pazara çıkmak, pazara inmek, bayramdan önceki son pazarda panayır kurmak, pazar yeri, pazarlık hep geleneksel (ve aslında küresel, çünkü her küçük yerleşim birimi bunu yapar) köy-kasaba kaynaklı terimlerdir.

Onu bırak tembel atalarımız sayesinde günün adı Pazar olmuştur. “Pazarın kurulduğu gün” işte. Ertesi günü de pazarertesi. Aman ne yaratıcı. neyse.

Oradan ipek yolu mipek yolu derken “bazaar” olarak avrupaya taşınmış ve kapalı-çarşı türü alış veriş yerleri bazaar olarak adlandırılmıştır. Avrupada kurulan pazarlara Market denilmekte, günümüzde de gayet hoş şartlarda sürdürülmektedir.

Bizde bir adım ileri gidilememiş olup, en büyük şehrimiz İstanbul’da haftanın her günü bir semtte pazar kurulmaya devam etmekte. Hatta adını PerPa-SalPa ve hatta hatta sosyete pazarı olarak ilan etmekte!

Bu da beni canımdan bezdirmekte. Ana caddeleri, sokakları sabahın köründen gecenin körüne kadar işgal eden, bağlantılı sokakları da nakliye araçlarıyla tıkayan; arkalarında dağ gibi çöp bırakarak ortadan kaybolan ve bir de gece saati belediye temizlik işçilerinin sokağı temizleme gailesiyle kilitleyen pazarları sevmiyorum. O kadar pazarcının ihtiyaçlarını nasıl gördüğü, elini yüzünü nasıl yıkadığı gerçekten merak ettiğim bir konu. Hijyen nerede?

Satılan ürünlerin yüzde yetmişi giyecek ve ev gereçleri. Perde satan var! Pazarda yalnızca taze meyve-sebze, o da organikse, köylünün getirip sattığıysa olabilir. Halden bir kamyonet patates getirip pazarda satmanın nesi manalı? Ne ucuz, ne de kaliteli. Ayrıca açıkta satılan, hava koşullarına maruz kalan proteinlerin ne hale geleceğini tahmin edersiniz.

Belediyeler bundan gelir elde ediyor olabilir ancak halk sağlığı için yanlış bir uygulama. Kalp krizi geçirsen eve ambulans gelemiyor. Ev yansa itfaiye sokamazsın caddeye. Trafik yüzünden eve gidemiyoruz akşam. Manyakça. Niye? patates sovan. Oldu.

Belediyeler bunu bıraksın artık. Pazarlar yasaklansın. Organik ve gerçek üreticiden gelen malların satıldığı akar suyu, tuvaletleri bulunan, soğuk hava depolu, otoparklı, temiz, bölge sabit pazarları kurulsun. Çorap ve eşofman satıp eve ekmek götürmek isteyen küçük girişimcilere ayrı, günlük kiralanabilir mini dükkanlar ayarlansın.

Hiç olmazsa bu pazarlar gerçekten pazar gününe alınsın ve OKUL BAHÇELERİNDE yapılsın!

Okulun kocaman bahçesinde stand açsın satışını yapsın, tuvaletleri kullansın ve çıkmadan önce de bölgesini temizleyip gitsin insanlar. Okula da bağış olur ne güzel.

Çok zor değil. Ama becerecek adam lazım. Kendi belediyeme duyuru yapayım dur. Hatta change.org sayfası açayım!

 

1 Yorum

Filed under alışveriş işleri, çevre, insan olmak, saçmasapanlıklar, şikayetlerim

One response to “Pazarr: Kediler yazı yazar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s