Bizim gözümüzden “Uyanış”

Kelime Perisi Gezi-Parkı’nda yaşananlarla ilgili olarak birşey yazmış. Ben daha iyisini ne yazabilirim ne okudum. Buraya alıyorum buyrun okuyun…

Benim gözümden “Uyanış”

Yazmayalı epey bir zaman oldu  sanırım…

Herkes gibi bende Gezi Parkındaki 3-5 ağaç diye başlayıp yapılan her bir müdahale  sonrasında çığ gibi büyüyen haklı baş kaldırılara kilitlendim.  Gezi’ye bizzat gidemesem de elimde telefon sabahın köründen gecenin bir yarılarına kadar twitterdaydım… dualarım ordaki insanlaraydı… Gözünü , kulağını kapamış, egosunun yenememiş bir adamın elindeki gücü sonuna dek halkın üstünde kullanmaya çalışmasını ve  buna rağmen  çığ gibi daha çok direnerek büyüyen muhteşem bir Türk Milleti gördük…  Gerçi bizim boyalı basın görmedi. Biz  kendi olayımızı  ya twitterdan ya yabancı basından takip edebildik…

Gezi parkı , özgürlüklerin direnşi olmanın yanısıra mizah devrimi de oldu bir yerde… Gençler  tüm o saldırılara biber gazlarına  mizahi uslupla o kadar güzel cevap verdiler ki…

Gönüllü avukatlar, doktorlar,tıp öğrencileri, veterinerler herkes ama herkes orada birbirine yardım için koştu…

Bi yanda  2 yıllık biber gazı stoğunu 20 günde  kendi vatandaşına öldüresiye hedef alıp tüketen bir devlet, diğer taraftan gözünü kaybeden, kafasını patlatan  kan revan içinde tedavisini yaptır sahalara geri koşan halk…

Bir diğer tarafta  ise ortalığı sakinleştirmesi gerekirken daha çok körükleyen yöneticimsi varlıklar…

Sevgili oğlum, şu hayatta hiçbir bilgiyi sorgulamadan kabul etme.. ak derlerse niye kara değil’i sor…

Biz, bu turda, bizi ne kadar böldüklerini gördük, doğuyu batıyı, açığını kapalısını birbirine bilemişler…

Ne çok ön yargılarımızın olduğunu gördük.. insanı insan olduğu için  değerlendir. türk-kürt-laz, kapalı-açık ayırımı yapma… O kafası kapalı diye baktıklarından ne akıllı insanlar çıktı,  ve o başı açık diye dost sandıklarından ne hainler…

Aslında ağacını savunan bi avuç gence aldıkları emir doğrultusunda  içindeki hınçla saldıran devlet baba başlattı…

O devlet babanın valisi kalkıp : “Müdahale etmeyeceğiz”  dedi daha lafını bitirmeden taksimi biber gazı ile bombalamaya başladılar… gel de inan… ama sen inanma oğlum…bende sendenim güven diyene güvenme… Güvenmen gereken kişi zaten yanındadır, söylemeye gerek duymaz bile…

İşin özü ibadetse, ibadet gizli  yapılır oğlum. Allah’la kul arasında gizli olmaz sadece.  O’nunla arandaki ilişki de sadece Yaradan’ı ilgilendirir. Sen kendi edebinden sorumlusun.

Bu gün din din diyen insanların ülkeyi nasıl soyup soğana çevirdiği gün gibi aşikâr…

İşin özü ne biliyor musun asıl?

İşin özü insan olmak… Art niyetsiz ama saflık derecesinde değil, hoşgörülü ama vur ensesine al lokmasını  boyutunda değil… kendini ezdirmeden, hakkını yedirmeden… ama başkasınınkini de yemeden hatta onunkini de yedirmeden…

Hz.Muhammed’e sormuşlar din nedir diye?  Din güzel ahlâktır demiş..

İşin özü budur evlâdım…

Yıllar sonra Gezi Parkı olayları ile ilgili ne yazarlar bilmem ama bize terörist bile dediler…  Teröristin yanısıra  çapulcu olduk, ayyaş olduk marjinal olduk.. Lakin son kısım doğrudur biber gazı  yememek için millet geceli gündüzlü Taksim’de  gözlerinde deniz gözlüğü ellerinde limon, ağızlarında toz maskesi kafalarında baretle gezdiler….

Geceden sabaha kadar Taksim’de piyano çalarak direndi gençler… 3 büyük takımın taraftarları omuz omuzaydı burada..

“Durun artık” dediler peki dedik, duranadam’lar çıktı ortaya… bu seferde niye duruyorsunuz  dediler. Bir çok insan yaralandı, ölen (bana göre şehit olan) gencecik çocuklar vardı.Onlar için dualar ettik, gözyaşı döktük…

Gönüllü   savunma yapan avukatları yaka paça  kanunsuzca  gözaltına aldılar, destek veren doktorları kara listelere aldılar.  Divan oteli  direnişçilere kapısını açarken Starbucks kapattı, kızılkayalar kapattı, daha başka çok var.   Kapısını açar gibi yapıp kendi elleriyle -onlarında özgürlüklerini savunduklarını anlayamadan aslında- kendi elleriyle  teslim ettiler polislere…

Kim dost kim düşman hep birlikte gördük.

Gencecik fidanlar öldü, devletin başındakiler  ne acıdır ki  olayları durdurmak yerine yandaşlarını ellerinde  ucu çivili sopalarla, palalara,  demir çubuklarla sokağa çıksın diye teşvik etti. Vatandaşı korumakla görevli polis palalı adamı yakalayacağına sırtını sıvazladı gönderdi…

Yok artık deme…Tv’ler vermese de çekilen videolardan,sosyal medyadan gördük hepsini…

Ölen çocukların cenazesine devlet taziye yerine toma gönderdi benim ülkemde…  Daha dün Ali ismail Korkmaz‘ın annesi toprağı verdi… Onu teselli eden  de polis mermisiyle öldürülen Ethem Sarısülük‘ün annesiydi…

 

Zor zamanlardan geçiyoruz evet ama umuyorum ki herşey  daha güzel olacak…Birbirimize saygı duymayı,  çıkarın olmadan da bir başkası için ne yapabilirim demeyi öğreniriz  umarım.

 

Bu yazıyı yazmadan bu bloga devam edemedim, yazmasaydım hep bişeyler eksik  yada yarım olacaktı, yazmasaydım devam edemeyecektim.. .Çoğumuzun hayatı belki  bizim için   rutin düzeninde aksa da bir başka evde bir başka anne-babanın evladını toprağa vermiş olduğu fikrini ne kalbimden ne ruhumdan atamıyorum. Canım acıyor…

Üstelik devlet yönetimindeki insanların kendi vatandaşına yaptığı bunca zulüm varken gidip başka bir ülkenin içişlerine tavsiye vermesi, destek çıkması… Ne bileyim.. koyuyor insana.. ister istemez soruyorsun biz üvey evlat mıydık da öldü bunca genç diye?

 

Daha yazacak çok şey var da… Görelim mevlam neyler, neylerse güzel eyler…

Herşey güzel olacak diye düşünüp öyle olacağına inanıyorum  ben…

Sizde inanın tamam mı?

 

 

Bunlar benim için konuyu özetleyen aklımda kalan linklerden bazıları …

Gezi Parkı Gerçeği -Mehtap Erel

 

Gezi Parkında yazılan tarih (Ayşe Arman’ın yaptığı diğer için  röportajlar haizran 2013′ü seçip okuyabilirsiniz )

 

Bu da olayların ilk başı için… Blogcu anne Elif’ten…

Dokunma!

Üç -beş ağaç için değil  Ayrıca Elif’in blogdaki Gezi’yle ilgili diğer yazılarını da okuyun… tavsiye ederim..

 

Görkem’den… biber gazı yutmadım ama benimde söyleyeceklerim var

 

Bu da Bülent Peker’in başbakana yazdığı mektup

 

Not: Daha bir suru yazı var ama ne yazık ki ilk akıma gelenleri koyabildim…

 

 

 

4 Yorum

Filed under insan olmak, severim paylasirim

4 responses to “Bizim gözümüzden “Uyanış”

  1. çok teşekkur ederim, ama beni yazım devede kulak kalır… ben sadece özet geçebildim, destanı gençler yazdı;)

    Beğen

  2. Nurel

    Çok beğendim, takibe aldım. Sağol paylaştığın için

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s