Dedemin fıkrası : Felaket Ahmet

Benim harika bir dedem vardı. Hani masallarda olur ya, böyle tombik, göbekli, ak sakallı pamuk dedeler. Hah, tam onun tersiydi.

Emekli albay idi rahmetli. Kuleli Askeri Lisesi’ni dereceyle bitirmiş, biri Robert Kollej olmak üzere iki üniversite mezunu, iki dile hakim, belge niteliğinde iki araştırma kitabının yazarı, gezip görmediği yer kalmamış,centilmen, tam bir salon erkeği, kapı gibi, sarışın, mavi gözlü, hoş ve yakışıklı bir erkekti. Gurur duydum hep kendisiyle. Rahmetli dedemin severek anlattığı ve bizim de bayıldığımız bir Felaket Ahmet fıkrası vardı. Bu gece dedemi, “bu gözler neler gördü?” deyişini ve elbette o gözlerini hatırladım. Ben iyi bir fıkra anlatıcısı değilim, hele dedemin anlattığı gibi hiç anlatamam ama bakalım beğenecek misiniz:

 

Adamın biri iş gereği köyden çıkıp şehre gelmiş, bir kaç ay kalması gerekiyormuş. O devirde de evden köyden haber getirip götüren olmadıkça kimse kimsenin halini bilmiyor tabii.  İlerleyen günlerde pazaryerinde kendi köyünden Ahmet Efendiyle karşılaşmış. Köyden haber alacağına sevinmiş ama haberi Ahmet Efendiden alacağına da bozulmuş.. Ahmet Efendi dediysem, adıyla sanıyla Felaket Ahmet. Ağzından hayırlı bir laf çıkmaz, suratı sirke satar, ha bire felaket tellallığı yapar, dertli, fena olayları yetiştirmeyi görev addeder bir adammış bu Ahmet Efendi. Bizim adam, Felaket Ahmet’i görür görmez, “Eyvah” demiş “şimdi köyde ne kadar kötü haber varsa yetiştirir bana bu Felaket Ahmet. İyisi mi ben bizim çil horozu sorayım bir tek. En ucuz böyle atlatırım”

– Ooo Ahmet efendii, hangi rüzgar attı seni büyük şehire? Ben de köyü merak ediyordum, de bakayım, bizim çil horoz nasıl?

– Ah sorma hemşerim, babanın kırk mevlüdünde kestiler de suyuna pilav bişirdiler çil horozun..

– Aman babam mi öldü????

– He ya, anacığının hasretine dayanamadı garip.

– Oy anam da mı göçtü?

– Senin küçük biraderin acısını kaldıramadı, ne yapsın?

– Neeee, kardeşim de mi?????? Desene hânem yıkıldı…

– Yıkılmadı, yandı!

Adam artık daha bir şey soracak gibi değil, söylenmiş:

– işi gücü bırakayım. Varıp köye anamın atamın yasına gideyim. Hazır pazardayken, ikiz yeğenlerim yetim kalmış madem, onlara takke alayım şuradan…

– Valla baa sorarsan bi dene al!

5 Yorum

Filed under severim paylasirim

5 responses to “Dedemin fıkrası : Felaket Ahmet

  1. Aylin

    Ayyy evlerden ırak, düşmanımın böyle hemşerisi olmasın yahu, hakketen felaket ötesi bir Ahmet’miş :)

    Beğen

  2. Nurel

    Felaket ahmet in bir dönem gazetede yayınlanırmış hikayeleri.Benim babam malum pek konuşan biri değilmiş eskiden, annem de babamın konuşmasını istediği zaman dermiş ki “felaket Ahmet bugün napmış” bizim oğlan başlarmış şakımaya ;))

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s