O arama nihayet yapıldı: “çıplak kadın”

hatta “meme ve popo”

 

(LÜTFEN ÖNCE BU YAZIMI OKUYUN)

Bir kız kardeşim var. İlk çocuğum da kız. Erkek çocuklar hakkında hiç bir şey bilmeden bir de oğlum oldu.

9 yaşına kadar da ezbere geldik. Şimdi yavaştan bacaklarındaki tüyler sert çıkmaya, koyu renge dönmeye başladı. Anlaşıldı ki, hormonlar çalışıyor. Bugün yarın derken ihmal ettiğim konu başıma geldi.

Oğlum tablette “çıplak kadın meme popo” araması yapmış. Kullandığım google güvenli arama ve çocuk takip uygulaması sayesinde anında yakaladım. Evet biraz görmüş.

O yaşlarda insan merak ediyor. Çok normal. Kendi vücudu kadar karşı cinsi de merak etmesi zaten olması gereken şey.

Anında tableti elinden aldım. : “Gel hemen oturup bunu konuşmamız lazım.”

“Kızdın mı?”

“Hayır kızmadım, merak etmen normal. Ben de küçükken merak ederdim, baban da etmişti. Bunda kötü bir şey yok. Bakarken ne hissettin? Biraz heyecan biraz da utanç değil mi?

İnsanların üç temel içgüdüsü vardır. Beslenme ve korunma mühimdir. İnsanlar karınları doysun ve giyinsinler, barınsınlar, sıcak olsunlar isterler. Bunun yanı sıra büyüdükçe üçüncü içgüdü de gelişir. Aynı bebekken yürüyememen gibi, zamanla büyüdükçe gelişir bu da. Cinsellik.

Cinsellik canlıların üremelerini ve çoğalmalarını sağlayan şeydir. İki farklı cins vardır, biri kadın biri de erkek. Erişkin kadın ve erkekler isterlerse evlenir ve çocuk yaparlar. Çocuğu büyütebilme sorumluluğuna sahip olacak yaşa gelmeden evlenilmez.

Her zaman yaptığımız bir konuşma var biliyorsun. Özel bölgeler. İç çamaşırlarının ya da mayonun içinde kalan kısım özel bölgedir. Kimseye gösterilmez kimseninkine bakılmaz. Ellenmez ve elletilmez. Senin popona birisi açıp bakarsa ne olur?  Utanırsın.  İstemezsin. Başkasınınkine de bakman aynı şekilde ayıp olur.

Herkes zaman zaman nasıl acıkınca yemek düşünürse, cinsellik dürtüsüyle de zaman zaman karşı cinsi düşünebilir, heyecanlanır. Aklına çıplak kadın, meme, popo gelebilir. Bunları düşünmek normal. Hiç ayıp da değil. Ama bu düşünceni kafanın içinde tutarsın. Kafatasın beynini ve düşüncelerini saklıyor değil mi?

Aklına gelenleri açıp Google’da arayamazsın. Gözlerini korumak için göz kapakların var. Açık resim görürsen bakmazsın.

Ağzını korumak için de dudakların var, bu ya da başka ayıp olacak sözleri ağzının içinde tutmalısın. Küfür etmeyiz değil mi? Ne kadar komik ve şaka da olsa birileri ile bu konuda sohbet de etmezsin.

Soracağın bir şey olursa, ne olursa olsun, her zaman bana ve babana sorabilirsin. Sana herşeyi anlatırız. Kızmayız. Utanmayız. Bizden utanmana gerek yok. Herşeyi biliyoruz zaten. Ancak kural kesin.

Kimsenin özel bölgesine bakılmaz. Özel bölge kimseye gösterilmez. Annen baban ablan öğrenirse utanacağın bir şey yapılmaz. Sana güveniyorum”

Sıradaki konu… bebekler nasıl oluyor? Hadi bakalım.. En kısa zamanda halledip bu konuyu da yüzümüzün akıyla atlatalım inşallah.

 

 

 

 

Yorum bırakın

Filed under aile, Diğer, saglik, severim paylasirim

Bir an bile beklemeyin

Google Play’den oyun indirip oynuyorum. En sık gördüğüm yorum:

“Bir yıldız verdim çünkü oyun İngilizce”

“Türkçe dil desteği istiyorum”

“Türkçe olsa belki oynardım ama siliyorum”

 

Bir şeyi bulup geliştiren adam onu elbette kendi dilinde yapar.

İlk aşama olarak her gün bir kelime öğrenseniz bir yılda 300 kelime eder. En sık kullandığınız 10 kelimeyi bir yere not edin, karşılığını yazın. Öğrenmeye başlayın. Kaç yaşında olursanız olun her gün 3 yeni şey öğrenin. Biri de yabancı bir dilde bir kelime olsun.

Kezâ diziler filmler.. “Türkçe alt yazı malum ortamlara düşmeden” izleyemiyorlar. Lise mezunu herhangi bir insan bir diziyi izleyemiyorsa burada bir ayıp vardır. Okula “not” için gidip gelen ve sadece takılan gençler olarak birşeyler öğrenmemeniz normal aslında.

Öğrenin.

İkinci aşama: daha iyisini Türkçe üretin/yapın/kodlayın/çekin/yazın. Millet sizin dilinize mecbur olsun. Gurura bak.


Dünya dev bir şehir gibi. Milli giysiler, yemekler, etiketler, saç kesimleri bile siliniyor. En kuytu köşelere giriyor internet ve insanlar ticaret kolaylaştıkça kendilerine dayatılan gibi değil istedikleri gibi yaşamaya başlıyorlar.

Herkes bir kot bir t-şortla bir spor ayakkabı ile takılıyor. BİR oluyoruz. Bu arada vırt zırt söylendiği gibi “kültürel erozyon” ivmeli olarak ilerliyor. Kendimizi, dilimizi ve adetlerimizi yitiriyoruz. Gelişmenin bedeli. olsa yine iyi. Gelişemiyoruz da.

Kendi müfredatım.. :

1. Türkçe. Tarihte Türkler ve Türkçe eserler kısaca özetlendikten sonra.. 1900-2000 arası yayınlanmış herşey burada incelenmek zorunda. Büyük Türkçe Sözlük baştan aşağı okunup öğrenilecek.

2. Dünya (hem ülkeler coğrafyası hem yıldızlar ve güneş sistemi)

(çevre,yabancı diller,genel görgü vb) bir tür sosyal bilgiler.

3. Matematik. Temel matematik. İlerisini öğrenmek isteyen o dersi ayrıca alır. 4 işlem, oran-orantı(tek bilinmeyenli denklem) ve yüzde hesapları yeterli.

4. Bilişim. Cihazlar vasıtasıyla iletişim ve bilgi edinme.

5. Spor ve sosyalleşme

6. Müzik ve dans

7. Sanat ve tasarım.

8. İnanç eğitimi sadece ailede verilmelidir. Tek bir kitabımız var, tek bir uygulama ve açıklama kitabı yazılıp bütün kavram kargaşasını sadeleştirmek ve oradan ilerlemek lazım.

Belki devamını da yazarım.

Yorumlarınızı bilmek istiyorum. Bugün sıradan bir insanın yaşamını sürdürebilmesi için gereken neler var?

Yorum bırakın

Filed under aile, çocuk, Diğer, internet, soruyorum, şikayetlerim

Elveda derken

Baharın ilk günleriydi sanırım.

Hani hep derler ya, “son defa görüyorsunuzdur belki, iyi geçinin iyi davranın hoş ayrılın”. İnsan bilemiyor son defa gördüğünü, nerden bileceksin.. Otuz yılı aşkın , fırtınalı zaman zaman çok sancılı bir ilişki.Son defa görüyormuşum. Hala inanamıyorum.

Her gelişi olay, bazen haber verir bazen zart diye gelir hazırlıksız yakalar, utandırır rezil eder seni ama hiç aldırmaz. Her zaman kafanın bir köşesini işgal eder. Gelirse? Gelmez ya niye gelsin daha var. Gelir gelir, başım kalabalık ya, işim gücüm var ya, bir yerlere gitmem, tatil yapmam lazım ya illa gelir musallat olur. Bir şey de diyemiyorsun ki.. Mecbur. Geliiir. Gözünün içine bakarsın. “Ulan iki gün müsaade et ne var?” dersin.

Gelmese kaygı. Nerde kaldı? Yine ne oldu ki? O kadar hazırlık boşa gidecek..Hay aksi kimseye de dökemezsin derdini. İçin içini yer. Ararsın, cevap yok. Nerdesinn? Ya bir kaza olduysa? Ya daha fenası kötü bir hastalı… Allah muhafaza, aklının ucundan geçirme.. Yok yok, bir yere takılmıştır.. Gelir. Gelsin noolur. Allahım gelsin noolur gelsin.

Son görüşmemiz olduğunu bilsem bir selfi mi çekerdim? Yok ya elalem ne der koskoca kadınsın. Yaşına başına bakmadan… Komiklik etme.

Bir veda bekliyor insan yine de. Ne bileyim.. Stockholm Sendromu işte, işkencecine bağlanıyorsun, aşık oluyorsun. Böyle birden kestirip atınca.. Ne bileyim..

Ayrılmayı ben istemedim. Yani biliyordum bu ilişki bir gün bitecek. Ama konduramadım, gencim daha diyordum. Alıştıra alıştıra bitiririz diyordum. 44 yaş o kadar da ileri değil ki.

İlk başta biraz kalbim kırıldı. Ağlamadım ama biraz bozuk attım. Eski günleri düşündüm. İlk görüşmemizde nasıl da heyecanlanmıştım. Şaşırıyor insan. Bir heves biraz endişe.. Anneme çıtlattım tabii, anında tokadı yedim. Aklım başıma geldi.  Kimseye söylemeden yaşanan kısacık buluşmalar. Giderek daha ustalaştığım hazırlıklar, sırf ona özel alışveriş yapar farklı giyinirdim. Bilmiyorum salim kafayla düşünüp şu anki duygularımı da yazmam lazım ama yazamıyorum.

O günden beri çok bunalıyorum. Tamam Ağustos’tayız ama böyle de sıcak olmaz ki.. Fırın kapağı açmışsın gibi radyant, kuru sıcak bir ısı patlıyor yüzüme, kıpkırmızı hissediyorum. Olacak iş değil.. Son elli yılın en berbat sıcak hava dalgası İstanbulda. Klimayı icat edenin toprağı bol olsun.

En son canıma tak etti. Belirsizlik en kötü şeymiş. Öğrenip kurtulayım dedim. Neyse ne, en kötü karar kararsızlıktan iyidir.  Gittim bir doktora. Kan tahlili, sonuç FSH 40.

Menopoza girdiiim. Hayat bana güzel arkadaş, ho hoyt!

Sonbaharda parti vereceğim! İlk adette “aklı başına gelsin” diye atılan minik tokat olsun da son adette herhangi bir anane olmasın; mümkün değil. Bundan böyle olacak arkadaş. Meno-party hazırlıkları başlasın o zaman.

 

 

4 Yorum

Filed under ben yazdım, saglik

Yeni insan kurallari

* Gorunus yoktur. Renk/cinsiyet/yas insanlari ayirmaz. Hepimiz ayni ve esitiz. 

* Gormek istedigin davranisi yap. Duymak istedigin sozu soyle. 

* Sabah aksam dus al. Mumkun degilse abdest al. En gec ayda bir saclarini kestir. Vucut killarini kes ya da temiz tut. Deodorant kullan. Parfum kok demiyorum. Ter kokma. 

* Dislerini 2 dakika fircala. Dilini de fircala. 

* Buyuklere saygi, kucuklere sevgi mecburidir. 

* Cocuklar bu dunyanin sahibidir. Onlara layik olduklari ilgi, sevgi ve bakimi sagla. Her firsatta ogret. Bir imparatorun huzurunda oldugunu hatirlayarak davran. 

* Hic bir insan oldurulemez. 

* Haftanin her gunu bir kula hizmet et. Allahin kullarinin bazilari yaprakli bazilari kuyrukludur. 

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Evcil hayvanlarin gizli yasami.. 

Bugun bir baska 3D anime izledik. Ki bayagi iyiydi. Sonbaharda New York’ta turlamis kadar olduk.. 

Cinemaximum bir uygulama cikartmis, oradan ogrendim ki bu ay toplu bilet alimlarinda indirim oluyormus. Kisi basi 20 lira vermek yerine 4 kisi 30 liraya klimali rahat bir ortamda sefa ediyorsunuz. Ağustos ayinin favorisisin #cinemaksimum 

Her neyse,film.. kotuydu . 

Corneil ile kopek bakicisi Bernie vardi, eski cizgi filmlerden. Corneili almissin, Canavarlar filminin tuy yumagi ama anormal hayvanlariyla katmissin (o ne cirkin bacaklardi oyle 😲), inside-out gibi hem icsel hem fiziksel bir yolculukta kendini,dostlugun anlamini ve bi zahmet evinin yolunu bulmussun. 

Rabbids (wii)den psikopat bir tavsan, timsah dahil herseyi olan bir Peter Pan uyarlamasinda kotu karakter olmus. Alien bile vardi. Tam bir asure etmisler filmi. 

Ayrica ogrendigime gore sansurluydu. Eh, bunu begendim biraz. Dublaj da fazla rahatsiz etmedi.. iki puan da oradan. 

😕

Netcede: arsive almam. 9 yas altina hic onermem. 

Son soz: hayvanlar oyuncak degil omurluktur. Terk edilen hayvanlara gunahtir #satinalmasahiplen 

Yorum bırakın

Filed under filmler

Bulasik makinesi icin pratik bir fikir

Kendime ikinci bir kasik-catal sepeti aldim. 

Bulasiklari makineye hazirlarken sepeti de dolduruyorum evyenin kucuk gozunde. 

Ilk sepet yikamaya girince ikinciyi koyup doldurmaya başlıyorum.  Ilki makineden cikip icindekiler yerlesene kadar doluyor zaten. 

Iki bulasik makinesi lazim aslinda. Burdan cikar, kullan, oburune diz. Arada dolaba kaldırma safhasini elimine etmek….

Yorum bırakın

Filed under ev işi, icatlar, severim paylasirim, tertip

Harcamadığın her kuruş

Kazandığın 1 kuruştur. (elalem atasözü)

Bugün size online kâr yöntemi öğreteceğim. Buyursunlar:

#ipeksabun için bir hat aldım. eski bir telefona taktım artık whatsapp üzerinden ulaşılabiliyorum . 0533 14 44 988 benim Alo Sabun hattım artık. İşte bir yandan da instagram sayfamla uğraşıyorum: takipçiler mühim elbette.

Bir bakıyorum on kişi artmış bir bakıyorum üç kişi takibi bırakmış..  E ama ben ona mı bakıcam işime mi bakıcam deyip bir app yükledim…

InstaFollow güzel bir takipçi takibi programı. Akşam alıyorum ele, kim takipten çıkmış şakır şakır görüyorum. Ama Fakat engelleyen de olmuş artık derdi neyse.. Uygulamanın malesef engelleyeni gösteren şeysi dahil en kullanışlı yerleri ücretli.

Derken aklıma gelen bir şey oldu: Android kullanıcısı iseniz Google Play için her hatta bir miktar para hediye ediyor TurkcellTurkcell.

Henüz kendinizinkini kullanmadıysanız : Google Play yazıp 2222’ye yollayın. 3 TL bonus hesaba yükleniyor.

Sonra da Google yazıp 5521’e gönderin, böylece hattınızı mobil ödemeye tanımlıyorsunuz. {Yani google play’den bir şey satın almak isterseniz Turkcell hattınızın faturasına yazılıyor ay sonunda faturadan ödüyorsunuz. Evet satın almalık gayet güzel uygulamalar var.. }

Bu işlem sonucunda da 10 TL tanımlanıyor. Kısa günün karı, bedava aldığınız 13 liranızı google üzerinden güzel güzel harcıyorsunuz.

Ben öncelikle İnstaFollow’un ücretli versiyonunu aldım. Siz oyun mu alırsınız ne yaparsınız bilmem, önerilere açığım. Yorum olarak ekleyin bence burada bulunsun indirilmesi şart uygulamalarınız.

 

image

image

Engelleyiciler.. teessüf ettik

 

image

 

 

image

Turkcell ödeme sözleşmesi. 150lirayı aşarsa sorumluyum :(((

 

 

Bir adım ilerisi? İlgilenen herkese enpara.com uygulamasını öneririm. Havale EFT ücretsiz, dertsiz tasasız bankacılık. Ben çok memnunum. Ayın enparalısı uygulamasıyla da kitaplar online müzik ve online eğlence %50 indirimli satın alınabiliyor.

mail adresi bırakırsanız (burada yayınlamadan) sizi sisteme tavsiye edebilirim ve her tavsiye için adıma bir de AÇEV’e bağışta bulunuyorlar. İnsanın sevesi geliyor bankayı..

 

 

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, araştırdım, internet, sabun, severim paylasirim, uygulamalar