Kişisel Verilerin Korunması Kanunu/Güvenlik Endişesi / Paranoya sınırı

Denizbank’la bir işim var. Kredi diyelim. Krediyi vermek için benden bir dolu form imzalamamı istediler, aradan bir tanesini görünce durdum. Üzerinde muvafakatname yazılı. Onay verme anlamına geliyor. Neye onay verdiğimi merak ettim okudum. 

İMZALARSAM:

Banka A’dan Z’ye her türlü bilgimi {KİŞİSEL + FİNANSAL + MALİ  bilgilerimi yani..} alabilirmiş; 

Nereden alabilirmiş? {“kredi kayıt bürosu, Türkiye bankalar birliği risk merkezi, sosyal güvenlik kurumu, finansal kuruluşlar DAHİL kamu özel tüzel kişiler” yazılı. Bizzat bu yazının okuru olarak siz de dahilsiniz yani}

Ne yapabilirmiş?

ulaşmayı, talepte bulunmayı almayı, işlemeyi, öğrenilen her türlü bilgimin banka ana hissedarı (bir rus şirketi ki adını bile duymadım haliyle) ve iştirakleriyle (HANGİ İŞTİRAKLER????) paylaşmasına izin veriyormuşum.

Niye vereyim? Sebep ne?? Asla vermem.

Daha üç beş zaman oldu aptal saptal insanlar darbelenmeye kalktılar, kaç  kişi bunlar yüzünden işsiz okulsuz kaldı, hapse girip çıktı, sırf bankasında hesabı var diye adı FETÖ’cüye çıktı.Allah muhafaza. 

Dakika başı yok apple verileri hackleniyor yok saglık sistemi verileri internete düşüyor zaten hiç bir şeyin güvenliği yok bir de kendi elimle onay mı vereceğim?

Ben bu riski almak istemiyorum. Avukat lazım.  Bilişim Suçları kanunlarımız / unutulma haklarımız ne durumda ki? 

 

Kişisel Verilerin Korunması Kanununu incelemek için: Adalet bakanlığı

 

Koç Holding’in yayınladığı KOÇ HOLDİNG ANONİM ŞİRKETİ KİŞİSEL VERİLERİN İŞLENMESİ AYDINLATMA METNİ çok mantıklı geldi bu da burada dursun:

Kişisel Veri Sahibinin KVK Kanunu’nun 11. maddesinde Sayılan Hakları
Kişisel veri sahipleri olarak, haklarınıza ilişkin taleplerinizi, işbu Aydınlatma Metni’nde aşağıda düzenlenen yöntemlerle Şirketimize iletmeniz durumunda Şirketimiz talebin niteliğine göre talebi en geç otuz gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak, Kişisel Verileri Koruma Kurulunca bir ücret öngörülmesi halinde, Şirketimiz tarafından belirlenen tarifedeki ücret alınacaktır. Bu kapsamda kişisel veri sahipleri;

• Kişisel veri işlenip işlenmediğini öğrenme,
• Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,
• Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,
• Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,
• Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• KVK Kanunu’nun ve ilgili diğer kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme ve bu kapsamda yapılan işlemin kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,
• İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kişinin kendisi aleyhine bir sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,
• Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahiptir.

9 Yorum

Filed under güvenli hayat, saçmasapanlıklar, soruyorum, şikayetlerim

Mehmet İhsan Dolgun

Bugün gelen bir maille çok ilginç birini tanımış oldum. Sim Memet Gittigidiyor‘da ürün satan en yaşlı kişi. 90 yaşında!

Emin olun  böyle birini hiç tanımadınız..

 

 

Kitabını aldım hemen, heyecanla anılarını okumayı bekliyorum. Mehmet usta, model insan bence ve atölyesi müzeleştirilmeli..

Yorum bırakın

Filed under alışveriş işleri, icatlar, insan olmak, internet, kültür, severim paylasirim

Baston Kilit Prensibi

Ben gençken babamın arabasında direksiyon kilidi vardı. Baston kilit de derler, şöyle bir şeydir :

bastons

takılınca da şöyle bir şeydir..

baston

Park eder sonra da şemsiye sapı gibi olan kancayı frene takarsın. Direksiyona da U gibi olan kısmı takar ikisini kilitler, anahtarı çekersin.

Bu bir hırsızın senin arabanı çalmasına KESİNLİKLE engel değildir. Biraz daha uğraşır sadece. Ama elbette açar ve çalar arabayı. İş ne kadar uzarsa da yakalanma riski artar. Bunu takmanın ve kıpkırmızı tepesinin anlamı; hırsıza “uğraştırıcı=bir sonrakine geçeyim” fikrini vermektir. Top sizden atlar, nerde patlarsa patlar.

Bütün profesyonel suçlular gözlemcidir. Avını inceler, kolay lokma ararlar.

Buradan sonrasını yazmayacağım, arif olan anlar.

Selamlar.

 

 

1 Yorum

Filed under aile, çocuk, güvenli hayat, instagram, internet

Mutlu Evliliğin Sırrı

nı bilmiyorum. Benimki 15 yıllık oldu artık. Onun sırrını da temel olarak karşılıklı sabır olarak özetleyebilirim. Ne kadar seversen sev bazen sabır kurtarıcı oluyor.

Ben fenci bir ailede büyüdüm, doktor kızı eczacıyım. Hayatımızda her daim çözülecek sorunlar vardı. Ben çözüme yönelik düşünüyorum her daim. Kolları sıvayıp tamirine, tedavisine girişiyorum. Eşim ise mühendis oğlu mühendis. Taban tabana zıt. Bir sorun gördü mü geri çekilip nedenini bulmaya çalışıyor. Soru üstüne soru soruyor. İnsanın içini kasıyor. Hayatımız sürekli olarak bir didişme içinde geçiyor bazen.

İki kedimiz var. Müdür ve Mısır. Mutfağa girmeleri yasak. İnsan yemeği yemeleri de yasak. Büyük kedimiz Müdür mutfaktan ekmek aşırmayı seviyor ama mutfak kapısını açmayı bilmiyor. Küçük olansa (Mısır) asla kuru mama dışında bir şey yemez. Mutfağa da adımını atmaz.

buyugu Ve fakat herif cüsseli bir şey, geçerken mutfak kapısına bir omuz atıyor, kapı açılıyor. Müdür tin tin içeri girip avlanmaya başlıyor.

Eşim geldi ve konuya teşhis koydu.

+ Kapı kilidinin dili yalama olmuş.

– OK.

+ …

– Eee?

+ Nee?

– Kilit mi değişecek?

+ Yok, kasadaki karşılığı da bozuk, kapı komple değişmeli.

– Nerden kapı bulayım, gül gibi kapı işte. Kapanmasını sağlamak zorundayız.

+ Bilmem.

Sonra iple damacanaya bağlamakla başlayan bir dizi çözümümün son aşamasında kapıya zincir taktırdım. Duvara da bir tane askı. Zinciri askıya takıp kapıyı bastırıyoruz şakır şukur.


Gidip bir de karşıdan dinlediğiniz zaman benim gereksiz panik ve lüzumsuz yere iş çıkartan, pekala da yürüyen bir sisteme müdahale meraklısı biri olduğumu söyleyebilir. dur soralım.. (bu da biraz Şebo/#arkınnaber? gibi oldu) açınız whatsapp web :

[14:01, 8.3.2017] Ben: sence ben nasıl bir kadınım?
[14:02, 8.3.2017] O: Carfur
[14:02, 8.3.2017] O: Unuttun mu
[14:04, 8.3.2017] Ben: oyle değil ya
[14:04, 8.3.2017] +Ben: evde nasılım
[14:04, 8.3.2017] O: 😀😀😀
[14:05, 8.3.2017] O: Evdede sevdigim kadinsin
[14:05, 8.3.2017] +Ben: abicim, bir sorun çıktığında nasıl bilirsin beni
[14:06, 8.3.2017] O: Ipek cozer diye bakarim
[14:06, 8.3.2017] +Ben: o senin bakışın
[14:06, 8.3.2017] +Ben: ben nasıl bir insanım

[14:06, 8.3.2017] O: Iyi kadinsin
[14:07, 8.3.2017] O: Kim sana.ne dedi benek
[14:07, 8.3.2017] O: Bebek

[14:07, 8.3.2017] +Ben: adam cevap ver
[14:07, 8.3.2017] O: Valla iyi insansin hanim
[14:08, 8.3.2017] +Ben: artık sinirli bir insanım
[14:08, 8.3.2017] O: Yok canimmmm
[14:08, 8.3.2017] +Ben: Gidip bir de karşıdan dinlediğiniz zaman benim gereksiz panik ve lüzumsuz yere iş çıkartan, pekala da yürüyen bir sisteme müdahale meraklısı biri olduğumu söyleyebilir 

[14:09, 8.3.2017] O: Panik degilsin
[14:09, 8.3.2017] O: Ben panik biriyim.diyosan
[14:09, 8.3.2017] O: Panik ne.demek.bilmiyorsun
[14:09, 8.3.2017] O: Luzumsuz is cikaran degilsin
[14:10, 8.3.2017] +Ben: bi tek iyiyim
[14:10, 8.3.2017] O: Bana gore is cikarmadaki zamanlaman iyi degil yani senin is saatlerin bana uymuyor.

[14:11, 8.3.2017] +Ben: Senin uygun bir iş saatin oluyor mu ki?
[14:11, 8.3.2017] O: O is saatlerinde zaten isteyim

[14:12, 8.3.2017] O: Yemek harici evde is yapmayi sevmiyorum hele.aksamlari 

[14:12, 8.3.2017] O: Bu sohbeti neden yapiyoruZ
[14:12, 8.3.2017] +Ben: bloga yazıcam

[14:12, 8.3.2017] O: 😀😀
[14:13, 8.3.2017] O: Olur bana uyar
[14:13, 8.3.2017] O: Heyecanla bekliyorum

Neyse sora sora Bağdat’ı bulduk.Aralara çaktırmadan soru da sıkıştırdı farkındaysanız :))

1 Yorum

Filed under aile, Diğer, severim paylasirim

Ayrımcılık ile ilgili görüşüm

Kişisel gelişim de desen, ameliye-i kemâlat da desen aynı kapıya çıkıyor. İç huzuru istiyorsan, mutluluğa kavuşma arzusundaysan önce geçmişinle/geçmişindekilerle hesabı bir kapatacaksın. Ben bunu new age felsefe ustaları ve de yaşam koçları gibi yazamıyorum siz süslü söyledim varsayın.

Hesabı keseceksin, altını çizeceksin sonra da fırlatıp atacaksın. Zırt vırt eski defterleri açmayacak, kurumuş boklara su serpmeyeceksin. Affedeceksin, unutacaksın ve ileriye bakacaksın. Geçmişin yükünü sırtından attın mıydı kuş olup uçuyor insan. O bana şunu dediydi, bu bana şunu ettiydi, vay eltim şöyle ezikledi, vay patron böyle kötüydü, anam dövdü babam sövdü kocam itti kaktı, para/aşk/sağlık 1001 çeşit eksikliğini unutacaksın.

Tamam? Tamam. Kesinlikle huzur buluyor, tekamül ediyorsun. Hayatında eskiyenleri atıp azalttıkça, ferahlık bereket yağıyor. Sade hayata erdikçe, evrene de ulaşıyorsun. İşte bir takım sufistike, kuantumize şeyler.

Pekiiii, bu ülke icadı nedir? hepimiz dünyalı olamamaktayız bu da işi zora koşuyor. Herkes bir olsa, bütün dünya kardeş olsa.. Ha bire tarih (ki kazananların yazdığı üzerinde anlaşılmış olayların hikayesidir der Napolyon) okutmasak. Onca yüzyıl önce adamlar bize saldırmış vay biz onlara saldırdık. EE? sonuç? Hepsi öldü gitti, biz de ölüp gideceğiz nedir bu geçmişe tutundurma, nefret ettirme dersleri? Aman unutma unutturma.

Unut kardeş. Olmuş bitmiş. Ferahlayalım rahatlayalım ve bütünün hayrına beraber çalışalım.

İnsanlar nerede kim olarak doğacaklarını seçmediklerinden, kimse kimseden üstün değildir. Kimse kimsenin kölesi değildir. İnsanlara gönül gözüyle bakmak lazım. Bir kedinin bir diğerine baktığı gibi. Kadın x erkek/beyaz x zenci/uzun x kısa/müslüman x gayr-ı müslim yok. Herkes bir. Herkes insan.

İnsanlar ikiye ayrılır. İyi insanlar ve kötü insanlar. Hepsi o kadar.

 

2 Yorum

Filed under ben yazdım, insan olmak, severim paylasirim

Yük

Başa kaktığın zaman fedakarlığın yok oluyor. Verdiğini unutman lazım. Emeği de yemeği de. Ödül mü bekliyorsun kazanç mı umuyorsun? Boşuna o zaman o feda ediş. Allahla arana ticaret sokuyorsun.

Sinem'in kalemi

– Bak bu dolmayı senin için yaptım. Neden yemiyorsun?

+ Çok aç değilim. Az koy olur mu?(Çünkü sevmiyorum)

………..

– Sen geleceksin diye arkadaşlarla dışarı çıkmadım.

+ Geciktiğim için özür dilerim (Neden? Bunu duymak beni mutlu etmedi ki…)

…………

– Sen mutlu ol diye işimi bıraktım.

+ Senin gibi birini hiç tanımadım.(Mutlu musun?)

………….

– Üzülürsün diye gitmedim.

+ Çok düşüncelisin.(Vücudun burada ama ya aklın? Şimdi ise ben üzülüyorum.)

…………..

– Seni büyütmek için kendimden vazgeçtim.

+… Seni seviyorum anne…(Peki. Yakında gideceğim. Çağırırsan ‘kendin’ sana geri dönecek mi?)

…………….

– Yemedim yedirdim.

+ Senin için ne yapsam az. Biliyorum.(Halbuki ben senin yiyemediklerine aç kaldım)

………..

Anne/ Baba/ Sevgili/ Eş/ Can/ ya da her kimse..

Fedakarlıklarını yükleme sırtıma

Yutkunduklarımı söylettirme.

Eziliyorum.

Bildiğim kıymetini bildirme.
Bilmiyorsam… İşte o zaman yazık! Sana da. Bana da.

Çabalama.

View original post

Yorum bırakın

Filed under Diğer

Çocukları zehirleyebileceğiniz iki yerleri vardır.

Kulakları.

“anlamaz, duymaz, onun bir şeyden haberi yok” kadar canice bir boşbulunuş olamaz. Çocuğun yanında hiç bir şey konuşulmaz. Duyduklarını işlemlemesi zaman alır ve çoğunlukla da kısıtlı hayat tecrübesiyle çok yanlış bir sonuca varır.

Ben küçükken, yedi yaşındayken; 80’lerde ev taksidi ödüyorduk. Hem kira hem de taksit büyük ihtimal evde bütçeyi daraltmıştı. Artık konu her ne ise, annemle babam oturmuş “onu alamayız bunu alamayız, ona para verirsek şuna veremeyiz” şeklinde münakaşa ederlerken bunu duymuşum. Ertesi günü ilkokul 1. sınıftan dönerken, sokağın köşesinde annemin gittiği kuaföre girip “iş arıyorum” demişim. sanırım. belki de “eleman aranıyor” yazısı vardır. tam bilemiyorum tamamen unuttum çünkü.

Adamcağız gülmüş, “sen ne iş yaparsın burada?” diye.. “yerdeki saçları süpürürüm” (Küçük Emrah mode on değil yalnız. gayet de ceo bir tarzla. sen ceketi al çık ben işleteceğim burayı havaları) “olur molur” deyip savmış beni.

Eve gelip de “ben iş bulduuum” deyince annemin yüreğine inmiş. Daha fenası kuaförün çenesi sayesinde bütün mahalle (ve annemin gün çevresi) ilk iş girişimimi haber almış.

Bunu bir “girişimci ruh” değil de “durumumuz yoktu okutamadık” haline tırmandıran kriz sonucu acaip aile içi görüşmeler yapıldı. Psikolojiler sarsıldı.. Ani bir kararla para konuları tamamen gizlendi, bana da harçlık falan verilmedi. “Ne lazımsa söyle baban sana alır” günleri başladı.

Aynı şekilde, televizyon/radyo/internette çocuklar açık iki kulakla bilinç altlarını dolduruyorlar. 12 yaşına kadar soyut kavramları anlayamadıkları için çok yanlış sonuçlara varıyorlar.

Çizgi filmler bile masum değil. Bu nedenle, TV sadece erişkin gözetiminde izlenmesi gereken bir silah. Çocukların dizi izlemesi ya da haber seyretmesine izin vermeyin. İnternet araması bile yaparken çıkan reklam linklerinin cazibesine kapılıp abuk sabuk sitelere gidebileceklerini unutmayın. Çocukları aşırı bilgiden koruyun. Ülkemizde eğitici çocuk programı yapılmıyor. Örnek susam sokağı.

Sosyal medya alışkanlıklarınızı çocuklarınızın yanında tartışmayın.

 

1 Yorum

Filed under çocuk